Tora Bilgisi

İsa, Fısıh kurbanı mıydı?

Pavlus, İsa’nın Fısıh kurbanı olduğunu iddia eder;

 

Yeni bir hamur olabilmek için eski mayadan arınıp temizlenin. Zaten mayasızsınız. Çünkü Fısıh kuzumuz Mesih kurban edildi. (1. Korintliler 5:7)

 

Öncelikle Fısıh kurbanı hakkında bilgi verelim;

 

Tanrı, Mısır Ülkesi’nde Musa ve Harun’a konuşarak şöyle dedi: “Bu ay sizin için ayların başı olacak. Yılın ayları açısından bu ay sizin için birincidir. Tüm İsrail toplumuna konuşun ve herkesin, kendilerine bu ayın 10’unda atasal aile başına bir davar yavrusu – her ev halkı için bir davar yavrusu – almasını söyleyin. Eğer ev halkı bir davar yavrusu için sayıca az kalırsa, bu durumda, kişi hesabına göre, yavruyu kendisi, evine yakın olan bir komşusuyla ortak olarak alsın. Her kişi, yeme kapasitesi oranında bu davar yavrusu üzerinde pay sahibi olmalıdır. Kendinize alacağınız bu davar yavrusu, kusursuz, erkek ve bir yaşında olmalıdır. Yavruyu ya koyunlardan ya da keçilerden seçin ve yavru bu ayın 14’üne kadar gözetiminizde olsun. O gün öğleden sonra, tüm İsrail cemaati topluluğu onu kessinler. Sonra, kandan bir miktar alıp, kurbanı yiyecekleri evlerdeki kapıların iki pervazına ve kirişine sürsünler. Kurbana ait eti o gece yesinler. Onu doğrudan ateşte kızarmış halde; mayasız ekmek ve acı otlarla yemelidirler. Onu az pişmiş, suda haşlanmış veya başka bir sıvıda pişirilmiş olarak yemeyin. Başı, bacakları ve iç organları ile birlikte, yalnızca doğrudan ateşte kızarmış olarak yenmelidir. Etinden hiçbir parçayı sabaha artırmayın. Sabaha artanı ateşte yakmalısınız. (Mısır’dan Çıkış 12:1-10)

 

İlk ayda, ayın on dördünde, öğleden sonra Tanrı adına Fısıh kurbanı yapılmalıdır. (Levililer 23:5)

 

Ve bu ayın on beşinci gününde Tanrı adına ‘Mayasız Ekmek Bayramı” başlayacaktır. Bu günden itibaren yedi gün boyunca mayasız ekmek yiyin. (Levililer 23:6)

 

Birinci ay, Yahudi takviminde Nisan ayıdır.

 

Yahudi takviminde gün, akşamdan sabahadır;

 

Tanrı ışığa “gündüz” adını verdi ve karanlığa “gece” adını verdi; akşam oldu ve sabah oldu; bir gün. (Yaratılış 1:5)

 

14 Nisan’da, öğleden sonra Fısıh kurbanı kesilir ve o günün akşamı – 15 Nisan – kurban, mayasız ekmek ve acı otlarla birlikte yenir. Buna Fısıh yemeği [Pesah Sederi] denir. O akşam – 15 Nisan – Mayasız Ekmek/Fısıh Bayramı başlar. Fısıh kurbanının kesildiği güne yani 14 Nisan’a Mayasız Ekmek/Fısıh Bayramı’na Hazırlık Günü denir.

 

Matta, Markos ve Luka’ya göre İsa’nın son akşam yemeği Fısıh yemeğidir. İsa, 15 Nisan’da Fısıh yemeğini yemiş ve o günün sabahında [günün akşamdan sabaha olduğunu unutmayalım] yani yine 15 Nisan’da çarmıha gerilerek öldürülmüştür.

 

Markos’u inceleyelim;

 

Fısıh kurbanının kesildiği Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü öğrencileri İsa’ya, “Fısıh yemeğini yemen için nereye gidip hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular. O da öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi: “Kente gidin, orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza. Onu izleyin. Adamın gideceği evin sahibine şöyle deyin: ‘Öğretmen, öğrencilerimle birlikte Fısıh yemeğini yiyeceğim konuk odası nerede? diye soruyor.’ Ev sahibi size üst katta döşenmiş, hazır büyük bir oda gösterecek. Orada bizim için hazırlık yapın.” Öğrenciler yola çıkıp kente gittiler. Her şeyi, İsa’nın kendilerine söylediği gibi buldular ve Fısıh yemeği için hazırlık yaptılar. Akşam olunca İsa Onikiler’le birlikte geldi. Sofraya oturmuş yemek yerlerken İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi, “Sizden biri, benimle yemek yiyen biri bana ihanet edecek.” (Markos 14:12-18)

 

Markos’ta İsa, öğrencileri ile akşam Fısıh yemeği yemiştir. O halde Fısıh yemeğini 15 Nisan’da yemişlerdir. Ancak Markos burada ‘Fısıh kurbanının kesildiği Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü’ diyerek hata yapmaktadır. Çünkü Fısıh kurbanı 14 Nisan öğleden sonra kesilir ve akşam yani 15 Nisan’da yenir. 14 Nisan’a Mayasız Ekmek/Fısıh Bayramı’na Hazırlık Günü denir. Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü 15 Nisan’dır ve Fısıh kurbanı 15 Nisan’da değil 14 Nisan’da kesilir. Yine de Markos, o günün ‘Fısıh kurbanının kesildiği gün’ olduğunu belirtmiştir.

 

Sonra Getsemani denilen yere geldiler. İsa öğrencilerine, “Ben dua ederken siz burada oturun” dedi. (Markos 14:32)

İsa’yı görevli başkâhine götürdüler. Bütün başkâhinler, ileri gelenler ve din bilginleri de orada toplandı. (Markos 14:53)

 

Yemekten sonra İsa öğrencileriyle Getsemani bahçesine gelirler ve İsa orada tutuklanır ve başkâhine götürülür.

 

Sabah olunca başkâhinler, ileri gelenler, din bilginleri ve Yüksek Kurul’un öteki üyeleri bir danışma toplantısı yaptıktan sonra İsa’yı bağladılar, götürüp Pilatus’a teslim ettiler. (Markos 15:1)

 

Sabah olunca İsa Vali Pilatus’a teslim edilir. Sabah yine 15 Nisan’dır, günün akşamdan sabaha olduğunu unutmayın.

 

İsa’yı Golgota, yani Kafatası denilen yere götürdüler. O’na mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi. Sonra O’nu çarmıha gerdiler. Kim ne alacak diye kura çekerek giysilerini aralarında paylaştılar. İsa’yı çarmıha gerdiklerinde saat dokuzdu. (Markos 15:25)

Öğleyin on ikiden üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü. Saat üçte İsa yüksek sesle, “Elohi, Elohi, lema şevaktani” yani, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diye bağırdı. (Markos 15:33-34)

Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi. (Markos 15:37)

 

İsa Golgota’ya götürülür ve orada sabah saat dokuzda çarmıha gerilir. O gün öğleden sonra ölür. Tarih 15 Nisan’dır.

 

O gün Hazırlık Günü, yani Şabat Günü’nden önceki gündü. Artık akşam oluyordu. Bu nedenle, Yüksek Kurul’un saygın bir üyesi olup Tanrı’nın Egemenliği’ni umutla bekleyen Aramatyalı Yusuf geldi, cesaretini toplayarak Pilatus’un huzuruna çıktı, İsa’nın cesedini istedi. (Markos 15:42-43)

Yusuf keten bez satın aldı, cesedi çarmıhtan indirip beze sardı, kayaya oyulmuş bir mezara yatırarak mezarın girişine bir taş yuvarladı. (Markos 15:46)

 

İsa mezara yatırıldığında tarih yine 15 Nisan’dır. Henüz akşam olmamıştır ve o akşam Şabat başlayacaktır. Şabat o gün akşamı başlar ve ertesi gün akşamı biter. Bu nedenle Aramatyalı Yusuf onu akşam olmadan yatırmış olmalıdır. Günümüz takvimindeki gün sistemini esas alırsak, Şabat, Cuma akşamı başlayıp Cumartesi akşamı biter. Bu nedenle İsa, Perşembe günü Fısıh yemeğini yemiş, Cuma günü ölmüş ve gömülmüştür. Akşam Şabat başlar ve 16 Nisan’a girilir

 

Fakat Yuhanna’ya göre İsa, son akşam yemeği sonrası tutuklanır ve ertesi sabah Pilatus’a götürülür. Pilatus’a götürüldüğü gün  Mayasız Ekmek/Fısıh Bayramı’na Hazırlık Günü yani 14 Nisan’dır.

 

Sabah erkenden Yahudi yetkililer İsa’yı Kayafa’nın yanından alarak vali konağına götürdüler. Dinsel kuralları bozmamak ve Fısıh yemeğini yiyebilmek için kendileri vali konağına girmediler. (Yuhanna 18:28)

 

Yahudi yetkililer Fısıh yemeğini yiyebilmek için vali konağına girmediler ifadesinden anlıyoruz ki Fısıh yemeği [Pesah Sederi] o günün akşamı yenecek. O gün ise 14 Nisan’dır.

 

Fısıh Bayramı’na Hazırlık Günü’ydü. Saat on iki sularıydı. Pilatus Yahudiler’e, “İşte, sizin Kralınız!” dedi. (Yuhanna 19:14)

 

Yuhanna burada o günün Fısıh Bayramı’na Hazırlık Günü yani 14 Nisan olduğunu belirtmiştir.

 

Askerler İsa’yı alıp götürdüler. İsa çarmıhını kendisi taşıyıp Kafatası – İbranice’de Golgota –  denilen yere çıktı. Orada O’nu ve iki kişiyi daha çarmıha gerdiler. Biri bir yanda, öbürü öteki yanda, İsa ise ortadaydı. (Yuhanna 19:17-18)

 

Daha sonra ise saat on iki sularında Pilatus tarafından Yahudilerin karşısına çıkartılan İsa, o gün öğleden sonra Romalılar tarafından çarmıha gerilir ve öldürülür.

 

Peki neden Yuhanna’da İsa 14 Nisan’da ölmüştür?

 

Cevabı çok basit. Yuhanna, İsa’yı Fısıh kurbanı yapmıştır.

 

Hatırlayalım;

 

İlk ayda, ayın on dördünde, öğleden sonra Tanrı adına Fısıh kurbanı yapılmalıdır. (Levililer 23:5)

 

Fısıh kurbanı, 14 Nisan’da öğleden sonra kesilir. İsa, 14 Nisan’da öğleden sonra öldürüldü.

 

Tek bir grup halinde yenmelidir. Etten hiçbir parçayı bu gruptan dışarı çıkarma. Ayrıca onda kemik kırmamalısın. (Mısır’dan Çıkış 12:46)

 

İsa’ya gelince O’nun ölmüş olduğunu gördüler. Bu yüzden bacaklarını kırmadılar. (Yuhanna 19:33)

 

Bunlar, “O’nun bir tek kemiği kırılmayacak” diyen Kutsal Yazı’nın yerine gelmesi için oldu. (Yuhanna 19:36)

 

Fısıh kurbanının kemikleri kırılmaz. İsa’nın kemikleri kırılmamıştır.

 

Yavruyu ya koyunlardan ya da keçilerden seçin ve yavru bu ayın 14’üne kadar gözetiminizde olsun. O gün öğleden sonra, tüm İsrail cemaati topluluğu onu kessinler. (Mısır’dan Çıkış 12:5-6)

 

Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu! (Yuhanna 1:29)

 

Fısıh kurbanı, keçi ya da koyun yavrusu yani oğlak ya da kuzudur. İsa da Tanrı kuzusudur.

 

Pavlus ve Yuhanna, İsa’nın hem günahları bağışlatan kurban olduğunu hem de Fısıh kurbanı olduğunu iddia eder. Ancak Fısıh kurbanının günahların bağışlatılması ile hiçbir ilgisi yoktur. Yahudi Kutsal Kitabı’nın hiçbir yerinde bunu göremezsiniz. Günahların bağışlatılması ile ilgili olan kurbanlar günah [hatat] ve suç [aşam] kurbanlarıdır ve kurbanın da şartlarını yazımızın başında anlatmıştık.

 

İlk Fısıh kurbanını Tora’dan hatırlayalım:

 

Musa, İsrail’in tüm ileri gelenlerine seslendi ve onlara “Aileleriniz için kendinize bir davar çekin ya da alın ve Fısıh kurbanını kesin” dedi. “Bir demet zufa otu alıp, kaptaki kana bandırın. Kaptaki kandan bir miktarı, kapıdaki kirişe ve iki pervaza değdirin. Ve siz – sabaha kadar hiçbiriniz evinin kapısından çıkmasın. “Tanrı, Mısır’ı vurmak üzere ülke içinden geçecek. Kirişin ve iki pervazın üzerindeki kanı gördüğü zaman, Tanrı o kapıyı atlayacak ve Yokedici’ye, evlerinize girip ölümcül vuruşu yapma izni vermeyecek. “Bu uygulamayı kendin ve çocukların için ebedi bir kanun olarak koruyun. Tanrı’nın söz vermiş olduğu üzere size vereceği ülkeye gireceğiniz zaman bu ibadeti korumalısınız. Çocuklarınız size ‘Bu ibadetin size ne yararı var?’ dedikleri zaman, Bu, Mısır’ı ölümle vurduğu zaman, İsrail halkının Mısır’daki evlerinin üzerinden atlayarak evlerimizi bağışlayan Tanrı için yapılan Fısıh kurbanıdır’ diyeceksiniz.” Halk diz kırdı ve birlikte eğildiler. İsrail halkı gittiler; Tanrı’nın Musa ve Harun’a verdiği talimatı harfiyen uyguladılar. Tam gece yarısıydı. Tanrı, Mısır Ülkesi’ndeki – tahtında oturan firavunun ilkdoğanından, esirin ilkdoğanına kadar – tüm ilkdoğanları; ayrıca hayvanların tüm ilkdoğanlarını öldürdü. Firavun geceleyin yatağından kalktı; o, tüm danışmanları ve tüm görevlileri. Mısır’da büyük bir feryat koptu; çünkü içinde ölü olmayan ev yoktu. (Mısır’dan Çıkış 12:21-30)

 

Oğlak ya da kuzu, Mısır’da çok kutsal bir hayvandı. Oğlak ya da kuzu öldürmenin cezası ölümdü. Bunu şuradan anlıyoruz:

 

Firavun, Musa ve Harun’u çağırttı. “Gidin ve bu ülkede Tanrınız’a kurban kesin” dedi. Musa ise “Böyle yapmamız uygun olmaz” dedi. “Tanrımız Aşem’e kurban olarak keseceğimiz hayvanlar Mısır için kutsaldır. Mısır’ın kutsal saydığı bir hayvanı kurban diye hem de gözlerinin önünde kesersek bizi taşlamazlar mı? Çölde üç günlük yola gitmeli ve Tanrımız Aşem’e, bize söyleyeceği şekilde korbanlar kesmeliyiz.” (Mısır’dan Çıkış 8:21-23)

 

Tanrı, İsrail’i sınamak için kurban kesmelerini üstelik bir de onun kanını kapılara sürmelerini buyurdu. Bakalım kendisinden mi korkuyorlar yoksa Mısırlılardan ve firavundan mı? İsrailliler de Tanrı’dan korktuğunu gösterdi ve kurbanı kesip kapılara sürdüler. Ölüm de onları es geçti. Bu nedenle kurbanın adı es geçmek anlamına gelen ‘Pesah’ yani Fısıh’tır. Görüldüğü üzere Fısıh kurbanının günahların bağışlatılması ile hiçbir ilgisi yoktur.

 

Yuhanna, İsa’yı kuzu olarak tanımlayarak, 14 Nisan’da öldürterek ve kemiklerini kırdırtmayarak kurallara uygun bir kurban yapmaya çalışmıştır. Ancak Fısıh kurbanının kuralları bu üçünden ibaret değildir.

 

Fısıh kurbanı, diğer tüm kurbanlar gibi tapınakta kesilir;

 

RAB geceleyin ona görünerek şöyle dedi: “Duanı duydum. Burayı kendime kurban sunulan tapınak olarak seçtim. (2. Tarihler 7:12)

 

Oysa İsa, bırakın tapınağı, Yeruşalayim’in dışında, Golgota’da öldürülmüştür;

 

İsa’yı Golgota, yani Kafatası denilen yere götürdüler. (Markos 15:22)

 

Bunun gibi, İsa da kendi kanıyla halkı kutsal kılmak için kent kapısının dışında acı çekti. (İbraniler 13:12)

 

Fısıh kurbanı, diğer tüm kurbanlar gibi yaralı, bereli olmamalıdır;

 

[Gözünde] Körlük [bulunan, herhangi bir yeri] kırık, kesik, siğili, uyuzu veya likeni olan – bunları Tanrı Adına [kurban olarak] getiremezsiniz ve bunlardan [herhangi bir kısmı] Tanrı Adına yakılan-kurban olarak sunağın üzerine yerleştiremezsiniz. (Levililer 22:22)

 

Oysa İsa öldürülmeden [sözde kurban olmadan] önce yaralanmıştır;

 

O zaman Pilatus İsa’yı tutup kamçılattı. Askerler de dikenlerden bir taç örüp O’nun başına geçirdiler. Sonra O’na mor bir kaftan giydirdiler. (Yuhanna 19:1-2)

 

İsa’yı göz altında tutan adamlar O’nunla alay ediyor, O’nu dövüyorlardı. (Luka 22:63)

 

En önemlisi şudur aslında; bir insan kurban olamaz. Tanrı, insan kurban istemez. İnsan kurbanlar, Tanrı’nın iğrenç bulup nefret ettiği bir putperest işidir;

 

Tanrın Aşem için bu şekilde yapma; çünkü [bu halklar] Tanrı’nın iğrenç bulup nefret ettiği her şeyi yaptılar ilahları için. Hatta ilahları için kendi oğullarını ve kızlarını bile ateşte yakarlardı! (Yasa’nın Tekrarı 12:31)

 

Oğullarını, kızlarını ateşte kurban ettiler. Falcılık, büyücülük yaptılar. RAB’bin gözünde kötü olanı yaptılar, kendilerini kötülüğe adayarak O’nu öfkelendirdiler. (2. Krallar 17:17)

 

Oğullarını, kızlarını cinlere kurban ettiler. Kenan putlarına kurban olsun diye oğullarının, kızlarının kanını, suçsuzların kanını döktüler; ülke onların kanıyla kirlendi. (Mezmurlar 106:37-38)

 

 

Tanrınız Aşem’in ardından yürüyün ve [yalnız] O’ndan çekinin, O’nun emirlerini gözetin ve O’nun Sözü’nü dinleyin, O’na ibadet edin ve O’na yapışın. (Yasa’nın Tekrarı 13:5)

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir