Tora Bilgisi

İsa ne zaman çarmıha gerildi? 14 Nisan mı, 15 Nisan mı?

Fısıh kurbanı ne zaman kesilir?

 

Tanrı, Mısır Ülkesi’nde Musa ve Harun’a konuşarak şöyle dedi: “Bu ay sizin için ayların başı olacak. Yılın ayları açısından bu ay sizin için birincidir. Tüm İsrail toplumuna konuşun ve herkesin, kendilerine bu ayın 10’unda atasal aile başına bir davar yavrusu – her ev halkı için bir davar yavrusu – almasını söyleyin. Eğer ev halkı bir davar yavrusu için sayıca az kalırsa, bu durumda, kişi hesabına göre, yavruyu kendisi, evine yakın olan bir komşusuyla ortak olarak alsın. Her kişi, yeme kapasitesi oranında bu davar yavrusu üzerinde pay sahibi olmalıdır. Kendinize alacağınız bu davar yavrusu, kusursuz, erkek ve bir yaşında olmalıdır. Yavruyu ya koyunlardan ya da keçilerden seçin ve yavru bu ayın 14’üne kadar gözetiminizde olsun. O gün öğleden sonra, tüm İsrail cemaati topluluğu onu kessinler. Sonra, kandan bir miktar alıp, kurbanı yiyecekleri evlerdeki kapıların iki pervazına ve kirişine sürsünler. Kurbana ait eti o gece yesinler. Onu doğrudan ateşte kızarmış halde; mayasız ekmek ve acı otlarla yemelidirler. Onu az pişmiş, suda haşlanmış veya başka bir sıvıda pişirilmiş olarak yemeyin. Başı, bacakları ve iç organları ile birlikte, yalnızca doğrudan ateşte kızarmış olarak yenmelidir. Etinden hiçbir parçayı sabaha artırmayın. Sabaha artanı ateşte yakmalısınız. (Mısır’dan Çıkış 12:1-10)

İlk ayda, ayın on dördünde, öğleden sonra Tanrı adına Fısıh kurbanı yapılmalıdır. (Levililer 23:5)

Ve bu ayın on beşinci gününde Tanrı adına ‘Mayasız Ekmek Bayramı” başlayacaktır. Bu günden itibaren yedi gün boyunca mayasız ekmek yiyin. (Levililer 23:6)

 

Yahudi takviminin birinci ayı ‘Nisan’dır. 15 Nisan’da Mayasız Ekmek Bayramı başlar.

 

Yahudi takviminde gün, akşamdan sabahadır;

 

Tanrı ışığa “gündüz” adını verdi ve karanlığa “gece” adını verdi; akşam oldu ve sabah oldu; bir gün. (Yaratılış 1:5)

 

Fısıh kurbanı, 14 Nisan öğleden sonra kesilir ve akşam yenir. Yahudi takvimine göre gün akşamdan sabaha olduğu için, 14 Nisan öğleden sonra kesilen kurban, 15 Nisan’da yenir. Yani 14 Nisan günü öğleden sonra gelen akşam 15 Nisan’dır. Mayasız Ekmek Bayramı da o akşam yani 15 Nisan’da başlar ve 7 gün boyunca, 21 Nisan akşamına kadar yani 22 Nisan’a kadar mayasız ekmek yenir.

 

Matta’ya göre İsa ne zaman çarmıha gerildi?

 

Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü öğrenciler İsa’nın yanına gelerek, “Fısıh yemeğini yemen için nerede hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular. İsa onlara, “Kente varıp o adamın evine gidin” dedi. “Ona şöyle deyin: ‘Öğretmen diyor ki, zamanım yaklaştı. Fısıh Bayramı’nı, öğrencilerimle birlikte senin evinde kutlayacağım. Öğrenciler, İsa’nın buyruğunu yerine getirerek Fısıh yemeği için hazırlık yaptılar. Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu. (Matta 26:17-20)

 

Matta’da İsa, öğrencileri ile akşam Fısıh yemeği yemiştir. O halde Fısıh yemeğini 15 Nisan’da yemişlerdir. Ancak Luka burada ‘Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü‘ diyerek hata yapmaktadır. Çünkü Fısıh kurbanı 14 Nisan öğleden sonra kesilir ve akşam yani 15 Nisan’da yenir. 14 Nisan gününe Erev Pesah denir. Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü 15 Nisan’dır ve Fısıh kurbanı 15 Nisan’da değil 14 Nisan’da kesilir.

 

Sonra İsa öğrencileriyle birlikte Getsemani denen yere geldi. Öğrencilerine, “Ben şuraya gidip dua edeceğim, siz burada oturun” dedi. (Matta 26:36)

İsa’yı tutuklayanlar, O’nu Başkâhin Kayafa’ya götürdüler. Din bilginleriyle ileri gelenler de orada toplanmışlardı. (Matta 26:57)

 

Yemekten sonra İsa öğrencileriyle Getsemani bahçesine gelirler ve İsa orada tutuklanır ve Başkâhin Kayafa’ya götürülür.

 

Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsa’yı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar. O’nu bağladılar ve götürüp Vali Pilatus’a teslim ettiler. (Matta 27:1-2)

 

Sabah olunca İsa Vali Pilatus’a teslim edilir. Sabah yine 15 Nisan’dır, günün akşamdan sabaha olduğunu unutmayın.

 

Golgota, yani Kafatası denilen yere vardıklarında içmesi için İsa’ya ödle karışık şarap verdiler. İsa bunu tadınca içmek istemedi. Askerler O’nu çarmıha gerdikten sonra kura çekerek giysilerini aralarında paylaştılar. Sonra oturup yanında nöbet tuttular. (Matta 27:33-36)

Öğleyin on ikiden üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü. Saat üçe doğru İsa yüksek sesle, “Eli, Eli, lema şevaktani?” yani, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diye bağırdı. (Matta 27:45-46)

İsa, yüksek sesle bir kez daha bağırdı ve ruhunu teslim etti. (Matta 27:50)

 

İsa Golgota’ya götürülür ve orada çarmıha gerilir. O gün öğleden sonra ölür. Tarih 15 Nisan’dır.

 

Akşama doğru Yusuf adında zengin bir Aramatyalı geldi. O da İsa’nın bir öğrencisiydi. Pilatus’a gidip İsa’nın cesedini istedi. Pilatus da cesedin ona verilmesini buyurdu. Yusuf cesedi aldı, temiz keten beze sardı, kayaya oydurduğu kendi yeni mezarına yatırdı. Mezarın girişine büyük bir taş yuvarlayıp oradan ayrıldı. (Matta 27:57-60)

 

Akşama doğru Aramatyalı Yusuf gelir ve onu mezara yatırır. İsa mezara yatırıldığında tarih yine 15 Nisan’dır. Henüz akşam olmamıştır ve o akşam Şabat başlayacaktır. Şabat o gün akşamı başlar ve ertesi gün akşamı biter. Bu nedenle Aramatyalı Yusuf onu akşam olmadan yatırmış olmalıdır. Günümüz takvimindeki gün sistemini esas alırsak, Şabat, Cuma akşamı başlayıp Cumartesi akşamı biter. Bu nedenle İsa, Perşembe günü Fısıh yemeğini yemiş, Cuma günü ölmüş ve gömülmüştür. Akşam Şabat başlar ve 16 Nisan’a girilir.

 

Ertesi gün, yani Hazırlık Günü’nden sonraki gün, başkâhinlerle Ferisiler Pilatus’un önünde toplanarak, “Efendimiz” dediler, “O aldatıcının, daha yaşarken, ‘Ben öldükten üç gün sonra dirileceğim’ dediğini hatırlıyoruz. (Matta 27:62-63)

 

Ertesi gün, Ferisiler Pilatus ile görüşür. Ertesi gün, Hazırlık Günü’nden sonraki gün olarak tanımlanır. Hazırlık Günü, Erev Şabat olarak bilinir ve Şabat’tan bir önceki gündür. Dolayısıyla Ferisiler-Pilatus görüşmesi 16 Nisan’da gerçekleşmiştir. Günümüz takvimine göre Cumartesi günüdür.

 

Şabat Günü’nü izleyen haftanın ilk günü, tan yeri ağarırken, Mecdelli Meryem ile öbür Meryem mezarı görmeye gittiler. Ansızın büyük bir deprem oldu. Rab’bin bir meleği gökten indi ve mezara gidip taşı bir yana yuvarlayarak üzerine oturdu. Görünüşü şimşek gibi, giysileri ise kar gibi bembeyazdı. Nöbetçiler korkudan titremeye başladılar, sonra ölü gibi yere yıkıldılar. Melek kadınlara şöyle seslendi: “Korkmayın! Çarmıha gerilen İsa’yı aradığınızı biliyorum. O burada yok; söylemiş olduğu gibi dirildi. Gelin, O’nun yattığı yeri görün. (Matta 28:1-6)

 

Şabat gününü izleyen haftanın ilk günü tan yeri ağarırken kadınlar mezarı görmeye giderler ve sözde dirilişle karşılaşırlar. ‘Şabat gününü izleyen haftanın ilk günü tan yeri ağarırken’ ifadesinden anlıyoruz ki o gün 17 Nisan’dır ve günümüz takvimine göre Pazar günüdür.

 

Sonuç olarak;

 

İsa, 15 Nisan’da Fısıh yemeğini yemiş, ölmüş ve gömülmüştür.

İsa, 16 Nisan’da mezarda kalmıştır.

İsa, 17 Nisan’da sabah dirilmiştir.

 

Perşembe akşamı Fısıh yemeği yemiştir.

Cuma öğleden sonra ölmüş ve akşam gömülmüştür.

Cumartesi ölü kalmıştır.

Pazar sabahı dirilmiştir.

 

Cuma ve Cumartesi geceleri olmak üzere iki gece mezarda kalmıştır.

 

Markos’a göre İsa ne zaman çarmıha gerildi?

 

Fısıh kurbanının kesildiği Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü öğrencileri İsa’ya, “Fısıh yemeğini yemen için nereye gidip hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular. O da öğrencilerinden ikisini şu sözlerle önden gönderdi: “Kente gidin, orada su testisi taşıyan bir adam çıkacak karşınıza. Onu izleyin. Adamın gideceği evin sahibine şöyle deyin: ‘Öğretmen, öğrencilerimle birlikte Fısıh yemeğini yiyeceğim konuk odası nerede? diye soruyor.’ Ev sahibi size üst katta döşenmiş, hazır büyük bir oda gösterecek. Orada bizim için hazırlık yapın.” Öğrenciler yola çıkıp kente gittiler. Her şeyi, İsa’nın kendilerine söylediği gibi buldular ve Fısıh yemeği için hazırlık yaptılar. Akşam olunca İsa Onikiler’le birlikte geldi. Sofraya oturmuş yemek yerlerken İsa, “Size doğrusunu söyleyeyim” dedi, “Sizden biri, benimle yemek yiyen biri bana ihanet edecek.” (Markos 14:12-18)

 

Markos’ta İsa, öğrencileri ile akşam Fısıh yemeği yemiştir. O halde Fısıh yemeğini 15 Nisan’da yemişlerdir. Ancak Markos burada ‘Fısıh kurbanının kesildiği Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü’ diyerek hata yapmaktadır. Çünkü Fısıh kurbanı 14 Nisan öğleden sonra kesilir ve akşam yani 15 Nisan’da yenir. 14 Nisan gününe Erev Pesah denir. Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü 15 Nisan’dır ve Fısıh kurbanı 15 Nisan’da değil 14 Nisan’da kesilir.

 

Sonra Getsemani denilen yere geldiler. İsa öğrencilerine, “Ben dua ederken siz burada oturun” dedi. (Markos 14:32)

İsa’yı görevli başkâhine götürdüler. Bütün başkâhinler, ileri gelenler ve din bilginleri de orada toplandı. (Markos 14:53)

 

Yemekten sonra İsa öğrencileriyle Getsemani bahçesine gelirler ve İsa orada tutuklanır ve başkâhine götürülür.

 

Sabah olunca başkâhinler, ileri gelenler, din bilginleri ve Yüksek Kurul’un öteki üyeleri bir danışma toplantısı yaptıktan sonra İsa’yı bağladılar, götürüp Pilatus’a teslim ettiler. (Markos 15:1)

 

Sabah olunca İsa Vali Pilatus’a teslim edilir. Sabah yine 15 Nisan’dır, günün akşamdan sabaha olduğunu unutmayın.

 

İsa’yı Golgota, yani Kafatası denilen yere götürdüler. O’na mürle karışık şarap vermek istediler, ama içmedi. Sonra O’nu çarmıha gerdiler. Kim ne alacak diye kura çekerek giysilerini aralarında paylaştılar. İsa’yı çarmıha gerdiklerinde saat dokuzdu. (Markos 15:25)

Öğleyin on ikiden üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü. Saat üçte İsa yüksek sesle, “Elohi, Elohi, lema şevaktani” yani, “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” diye bağırdı. (Markos 15:33-34)

Ama İsa yüksek sesle bağırarak son nefesini verdi. (Markos 15:37)

 

İsa Golgota’ya götürülür ve orada sabah saat dokuzda çarmıha gerilir. O gün öğleden sonra ölür. Tarih 15 Nisan’dır.

 

O gün Hazırlık Günü, yani Şabat Günü’nden önceki gündü. Artık akşam oluyordu. Bu nedenle, Yüksek Kurul’un saygın bir üyesi olup Tanrı’nın Egemenliği’ni umutla bekleyen Aramatyalı Yusuf geldi, cesaretini toplayarak Pilatus’un huzuruna çıktı, İsa’nın cesedini istedi. (Markos 15:42-43)

Yusuf keten bez satın aldı, cesedi çarmıhtan indirip beze sardı, kayaya oyulmuş bir mezara yatırarak mezarın girişine bir taş yuvarladı. (Markos 15:46)

 

İsa mezara yatırıldığında tarih yine 15 Nisan’dır. Henüz akşam olmamıştır ve o akşam Şabat başlayacaktır. Şabat o gün akşamı başlar ve ertesi gün akşamı biter. Bu nedenle Aramatyalı Yusuf onu akşam olmadan yatırmış olmalıdır. Günümüz takvimindeki gün sistemini esas alırsak, Şabat, Cuma akşamı başlayıp Cumartesi akşamı biter. Bu nedenle İsa, Perşembe günü Fısıh yemeğini yemiş, Cuma günü ölmüş ve gömülmüştür. Akşam Şabat başlar ve 16 Nisan’a girilir.

 

Şabat Günü geçince, Mecdelli Meryem, Yakup’un annesi Meryem ve Salome gidip İsa’nın cesedine sürmek üzere baharat satın aldılar. Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler. (Markos 16:1-2)

Adam onlara, “Şaşırmayın!” dedi. “Çarmıha gerilen Nasıralı İsa’yı arıyorsunuz. O dirildi, burada yok. İşte O’nu yatırdıkları yer. (Markos 16:6)

 

Şabat gününü geçince haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla kadınlar mezarı görmeye giderler ve sözde dirilişle karşılaşırlar. Anlıyoruz ki o gün 17 Nisan’dır ve günümüz takvimine göre Pazar günüdür çünkü Şabat, Cuma akşamı başlar Cumartesi akşamı biter.

 

Sonuç olarak;

 

İsa, 15 Nisan’da Fısıh yemeğini yemiş, ölmüş ve gömülmüştür.

İsa, 16 Nisan’da mezarda kalmıştır.

İsa, 17 Nisan’da sabah dirilmiştir.

 

Perşembe akşamı Fısıh yemeği yemiştir.

Cuma öğleden sonra ölmüş ve akşam gömülmüştür.

Cumartesi ölü kalmıştır.

Pazar sabahı dirilmiştir.

 

Cuma ve Cumartesi geceleri olmak üzere iki gece mezarda kalmıştır.

 

Luka’ya göre İsa ne zaman çarmıha gerildi?

 

Fısıh kurbanının kesilmesi gereken Mayasız Ekmek Günü geldi. İsa, Petrus’la Yuhanna’yı, “Gidin, Fısıh yemeğini yiyebilmemiz için hazırlık yapın” diyerek önden gönderdi. O’na, “Nerede hazırlık yapmamızı istersin?” diye sordular. İsa onlara, “Bakın” dedi, “Kente girdiğinizde karşınıza su testisi taşıyan bir adam çıkacak. Adamı, gideceği eve kadar izleyin ve evin sahibine şöyle deyin: ‘Öğretmen, öğrencilerimle birlikte Fısıh yemeğini yiyeceğim konuk odası nerede? diye soruyor.’ Ev sahibi size üst katta, döşenmiş büyük bir oda gösterecek. Orada hazırlık yapın.” Onlar da gittiler, her şeyi İsa’nın kendilerine söylediği gibi buldular ve Fısıh yemeği için hazırlık yaptılar. Yemek saati gelince İsa, elçileriyle birlikte sofraya oturdu ve onlara şöyle dedi: “Ben acı çekmeden önce bu Fısıh yemeğini sizinle birlikte yemeyi çok arzulamıştım. Size şunu söyleyeyim, Fısıh yemeğini, Tanrı’nın Egemenliği’nde yetkinliğe erişeceği zamana dek, bir daha yemeyeceğim.” (Luka 22:7-16)

 

Luka’da İsa, öğrencileri ile akşam Fısıh yemeği yemiştir. O halde Fısıh yemeğini 15 Nisan’da yemişlerdir. Ancak Luka burada ‘Fısıh kurbanının kesilmesi gereken Mayasız Ekmek Günü geldi’ diyerek hata yapmaktadır. Çünkü Fısıh kurbanı 14 Nisan öğleden sonra kesilir ve akşam yani 15 Nisan’da yenir. 14 Nisan gününe Erev Pesah denir. Mayasız Ekmek Bayramı’nın ilk günü 15 Nisan’dır ve Fısıh kurbanı 15 Nisan’da değil 14 Nisan’da kesilir.

 

İsa dışarı çıktı, her zamanki gibi Zeytin Dağı’na gitti. Öğrenciler de O’nun ardından gittiler. (Luka 22:39)

İsa’yı tutukladılar, alıp başkâhinin evine götürdüler. Petrus onları uzaktan izliyordu. (Luka 22:54)

 

Yemekten sonra İsa öğrencileriyle Zeytin Dağı’na gelirler ve İsa orada tutuklanır ve başkâhine götürülür.

 

Gün doğunca halkın ileri gelenleri, başkâhinler ve din bilginleri toplandılar. İsa, bunlardan oluşan Yüksek Kurul’un önüne çıkarıldı. (Luka 22:66)

Sonra bütün kurul üyeleri kalkıp İsa’yı Pilatus’a götürdüler. (Luka 23:1)

 

Gün doğunca İsa Yüksek Kurul önüne çıkarılır ve sonra Vali Pilatus’a götürülür. Sabah yine 15 Nisan’dır, günün akşamdan sabaha olduğunu unutmayın.

 

Kafatası denilen yere vardıklarında İsa’yı, biri sağında öbürü solunda olmak üzere, iki suçluyla birlikte çarmıha gerdiler. (Luka 23:33)

Öğleyin on iki sularında güneş karardı, üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü. Tapınaktaki perde ortasından yırtıldı. İsa yüksek sesle, “Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum!” diye seslendi. Bunu söyledikten sonra son nefesini verdi. (Luka 23:44-45)

 

İsa Kafatası denen yere (Golgota’ya) götürülür ve orada çarmıha gerilir. O gün öğleden sonra ölür. Tarih 15 Nisan’dır.

 

Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı. Bir Yahudi kenti olan Aramatya’dan olup Tanrı’nın Egemenliği’ni umutla bekleyen Yusuf, Kurul’un kararını ve eylemini onaylamamıştı. Pilatus’a gidip İsa’nın cesedini istedi. Cesedi çarmıhtan indirip keten beze sardı, hiç kimsenin konulmadığı, kayaya oyulmuş bir mezara yatırdı. Hazırlık Günü’ydü ve Şabat Günü başlamak üzereydi. (Luka 23:50-54)

 

İsa mezara yatırıldığında tarih yine 15 Nisan’dır. Henüz akşam olmamıştır ve o akşam Şabat başlayacaktır. Şabat o gün akşamı başlar ve ertesi gün akşamı biter. Bu nedenle Aramatyalı Yusuf onu akşam olmadan yatırmış olmalıdır. Günümüz takvimindeki gün sistemini esas alırsak, Şabat, Cuma akşamı başlayıp Cumartesi akşamı biter. Bu nedenle İsa, Perşembe günü Fısıh yemeğini yemiş, Cuma günü ölmüş ve gömülmüştür. Akşam Şabat başlar ve 16 Nisan’a girilir. Zaten Luka, açıkça o günün Hazırlık Günü olduğunu söylemektedir.

 

Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatı alıp mezara gittiler. Taşı mezarın girişinden yuvarlanmış buldular. Ama içeri girince Rab İsa’nın cesedini bulamadılar. Onlar bu durum karşısında şaşırıp kalmışken, şimşek gibi parıldayan giysilere bürünmüş iki kişi yanlarında belirdi. Korkuya kapılan kadınlar başlarını yere eğdiler. Adamlar ise onlara, “Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz?” dediler. “O burada yok, dirildi. Daha Celile’deyken size söylediğini anımsayın. (Luka 24:1-6)

 

Kadınlar haftanın ilk günü sabah çok erkenden  mezara giderler ve sözde dirilişle karşılaşırlar. Anlıyoruz ki o gün 17 Nisan’dır ve günümüz takvimine göre Pazar günüdür çünkü Şabat, Cuma akşamı başlar Cumartesi akşamı biter.

 

Sonuç olarak;

 

İsa, 15 Nisan’da Fısıh yemeğini yemiş, ölmüş ve gömülmüştür.

İsa, 16 Nisan’da mezarda kalmıştır.

İsa, 17 Nisan’da sabah dirilmiştir.

 

Perşembe akşamı Fısıh yemeği yemiştir.

Cuma öğleden sonra ölmüş ve akşam gömülmüştür.

Cumartesi ölü kalmıştır.

Pazar sabahı dirilmiştir.

 

Cuma ve Cumartesi geceleri olmak üzere iki gece mezarda kalmıştır.

  

Yuhanna’ya göre İsa ne zaman çarmıha gerildi?

 

Fısıh Bayramı’ndan önceydi. İsa, bu dünyadan ayrılıp Baba’ya gideceği saatin geldiğini biliyordu. Dünyada kendisine ait olanları hep sevmişti; sonuna kadar da sevdi. Akşam yemeği sırasında İblis, Simun İskariot’un oğlu Yahuda’nın yüreğine İsa’ya ihanet etme isteğini koymuştu bile. İsa, Baba’nın her şeyi kendisine teslim ettiğini, kendisinin Tanrı’dan çıkıp geldiğini ve Tanrı’ya döneceğini biliyordu. Yemekten kalktı, üstlüğünü bir yana koydu, bir havlu alıp beline doladı. Sonra bir leğene su doldurup öğrencilerin ayaklarını yıkamaya ve beline doladığı havluyla kurulamaya başladı. (Yuhanna 13:1-6)

İsa, “Lokmayı sahana batırıp kime verirsem odur” diye yanıtladı. Sonra lokmayı batırıp Simun İskariot’un oğlu Yahuda’ya verdi. Yahuda lokmayı alır almaz Şeytan onun içine girdi. İsa da ona, “Yapacağını tez yap!” dedi. Sofrada oturanların hiçbiri, İsa’nın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı. Para kutusu Yahuda’da olduğundan, bazıları İsa’nın ona, “Bayram için bize gerekli şeyleri al” ya da, “Yoksullara bir şey ver” demek istediğini sandılar. Yahuda lokmayı aldıktan hemen sonra dışarı çıktı. Gece olmuştu. (Yuhanna 13:26-30)

 

Yuhanna’ya göre yenen akşam yemeği Fısıh yemeği değildir. Açıkça ‘Fısıh Bayramı’ndan önceydi’ demektedir. Yuhanna 14-17 bölümler İsa’nın yemekten sonraki konuşmasını ve duasını içerir.

 

İsa bu sözleri söyledikten sonra öğrencileriyle birlikte dışarı çıkıp Kidron Vadisi’nin ötesine geçti. Orada bir bahçe vardı. İsa’yla öğrencileri bu bahçeye girdiler. O’na ihanet eden Yahuda da burayı biliyordu. Çünkü İsa, öğrencileriyle orada sık sık buluşurdu. Böylece Yahuda yanına bir bölük askerle başkâhinlerin ve Ferisiler’in gönderdiği görevlileri alarak oraya geldi. Onların ellerinde fenerler, meşaleler ve silahlar vardı. (Yuhanna 18:1-3)

Bunun üzerine komutanla buyruğundaki asker bölüğü ve Yahudi görevliler İsa’yı tutup bağladılar. O’nu önce, o yıl başkâhin olan Kayafa’nın kayınbabası Hanan’a götürdüler. Halkın uğruna bir tek adamın ölmesinin daha uygun olacağını Yahudi yetkililere telkin eden Kayafa idi. (Yuhanna 18:12-14)

Başkâhin İsa’ya, öğrencileri ve öğretisiyle ilgili sorular sordu. (Yuhanna 18:19)

 

Yemekten sonra İsa öğrencileriyle Kidron Vadisi’nin ötesine, bir bahçeye gelirler ve İsa orada tutuklanır ve başkâhinin babasına götürülür ve başkâhin tarafından sorgulanır.

 

Sabah erkenden Yahudi yetkililer İsa’yı Kayafa’nın yanından alarak vali konağına götürdüler. Dinsel kuralları bozmamak ve Fısıh yemeğini yiyebilmek için kendileri vali konağına girmediler. (Yuhanna 18:28)

 

İsa ertesi sabah vali konağına yani Pilatus’a götürülür. ‘Fısıh yemeğini yiyebilmek için kendileri vali konağına girmediler’ ifadesinden anlıyoruz ki İsa’nın dün akşam tutuklanmadan önce yediği akşam yemeği Fısıh yemeği değildir ve o günün tarihi 14 Nisan’dır. Akşam olunca da yani 15 Nisan’da Fısıh yemeği yenecektir.

 

Fısıh Bayramı’na Hazırlık Günü’ydü. Saat on iki sularıydı. Pilatus Yahudiler’e, “İşte, sizin Kralınız!” dedi. (Yuhanna 19:14)

Askerler İsa’yı alıp götürdüler. İsa çarmıhını kendisi taşıyıp Kafatası – İbranice’de Golgota – denilen yere çıktı. Orada O’nu ve iki kişiyi daha çarmıha gerdiler. Biri bir yanda, öbürü öteki yanda, İsa ise ortadaydı. (Yuhanna 19:17-18)

Daha sonra İsa, her şeyin artık tamamlandığını bilerek Kutsal Yazı yerine gelsin diye, “Susadım!” dedi. Orada ekşi şarap dolu bir kap vardı. Şaraba batırılmış bir süngeri mercanköşk dalına takarak O’nun ağzına uzattılar. İsa şarabı tadınca, “Tamamlandı!” dedi ve başını eğerek ruhunu teslim etti. (Yuhanna 19:17-18)

Yahudi yetkililer Pilatus’tan çarmıha gerilenlerin bacaklarının kırılmasını ve cesetlerin kaldırılmasını istediler. Hazırlık Günü olduğundan, cesetlerin Şabat Günü çarmıhta kalmasını istemiyorlardı. Çünkü o Şabat Günü büyük bayramdı. (Yuhanna 19:31)

İsa’nın çarmıha gerildiği yerde bir bahçe, bu bahçenin içinde de henüz hiç kimsenin konulmadığı yeni bir mezar vardı. O gün Yahudiler’in Hazırlık Günü’ydü. Mezar da yakın olduğundan İsa’yı oraya koydular. (Yuhanna 19:41-42)

 

İsa, aynı gün, Fısıh Bayramı’na Hazırlık Günü’nde (Erev Pesah’da) yani 14 Nisan’da çarmıha gerilmiş, ölmüş ve gömülmüştür. Yuhanna o günün Hazırlık Günü yani Erev Şabat olduğunu söylemektedir yani günümüz takvimine göre Cuma günüdür. Unutmayalım ki Şabat, Cuma akşamı başlar Cumartesi akşamı biter.

 

Haftanın ilk günü erkenden, ortalık daha karanlıkken Mecdelli Meryem mezara gitti. Taşın mezarın girişinden kaldırılmış olduğunu gördü. (Yuhanna 20:1)

 

Haftanın ilk günü erkenden Meryem mezara gider ve sözde diriliş ile karşılaşır. İsa, 14 Nisan’da, Cuma günü ölmüş ve Şabat başlamadan yani 15 Nisan’a girmeden gömülmüştür. Ancak burada dikkat etmemiz gereken bir husus vardır. Meryem, ‘ortalık daha karanlıkken’  mezara gittiğinde boş mezar ile karşılaşmaktadır. Güneş doğup sabah olmadığı için tarih hâlâ  15 Nisan’dır.  İsa, 15 Nisan’da dirilmiştir.

 

İsa, 14 Nisan’da bir akşam yemeği (Fısıh yemeği değil) yemiş, ölmüş ve gömülmüştür.

İsa, 15 Nisan’da mezarda kalmıştır.

İsa, 15 Nisan’da dirilmiştir.

 

Bu nedenle 2 gün 2 gece mezarda kalmıştır.

 

Yuhanna İsa’yı neden 14 Nisan’da öldürmüştür?

 

Yeni bir hamur olabilmek için eski mayadan arınıp temizlenin. Zaten mayasızsınız. Çünkü Fısıh kuzumuz Mesih kurban edildi. (1. Korintliler 5:7)

 

Pavlus, 1. Korintliler mektubunda İsa’nın Fısıh kuzusu olup kurban edildiğini söylemiştir. 1. Korintliler mektubu, 50-60 yıllarında yani tüm kanonik İncillerden önce yazılmıştır. Matta, Markos ve Luka, İsa’nın ölümünü kurgularken bu ayrıntıyı göz önünde bulundurmayı akıl edememiş bu nedenle İsa’yı 15 Nisan’da öldürmüşlerdir. Fakat onlardan daha sonra, 90-120 yıllarında yazılan Yuhanna, İsa’yı Fısıh kurbanı yapmak için onu 14 Nisan’da, öğleden sonra öldürmüştür.

 

Hatırlayalım;

 

İlk ayda, ayın on dördünde, öğleden sonra Tanrı adına Fısıh kurbanı yapılmalıdır. (Levililer 23:5)

 

Fısıh kurbanı, 14 Nisan’da öğleden sonra kesilir.

 

İsa, 14 Nisan’da öğleden sonra öldürüldü.

 

Tek bir grup halinde yenmelidir. Etten hiçbir parçayı bu gruptan dışarı çıkarma. Ayrıca onda kemik kırmamalısın. (Mısır’dan Çıkış 12:46)

İsa’ya gelince O’nun ölmüş olduğunu gördüler. Bu yüzden bacaklarını kırmadılar. (Yuhanna 19:33)

 

Fısıh kurbanının kemikleri kırılmaz.

 

İsa’nın kemikleri kırılmamıştır.

 

Yavruyu ya koyunlardan ya da keçilerden seçin ve yavru bu ayın 14’üne kadar gözetiminizde olsun. O gün öğleden sonra, tüm İsrail cemaati topluluğu onu kessinler. (Mısır’dan Çıkış 12:5-6)

Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi: “İşte, dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı Kuzusu! (Yuhanna 1:29)

 

Fısıh kurbanı, keçi ya da koyun yavrusu yani oğlak ya da kuzudur.

 

İsa da Tanrı kuzusudur.

 

Fısıh kurbanı günahları bağışlatan kurban mıdır?

 

Kesinlikle hayır! Günah için sunulan kurbanlar ‘korban aşam’  yani suç sunusu ve ‘korban hatat’ yani günah sunusudur.

 

İlk Fısıh kurbanını Tora’dan hatırlayalım:

 

Musa, İsrail’in tüm ileri gelenlerine seslendi ve onlara “Aileleriniz için kendinize bir davar çekin ya da alın ve Fısıh kurbanını kesin” dedi. “Bir demet zufa otu alıp, kaptaki kana bandırın. Kaptaki kandan bir miktarı, kapıdaki kirişe ve iki pervaza değdirin. Ve siz – sabaha kadar hiçbiriniz evinin kapısından çıkmasın. “Tanrı, Mısır’ı vurmak üzere ülke içinden geçecek. Kirişin ve iki pervazın üzerindeki kanı gördüğü zaman, Tanrı o kapıyı atlayacak ve Yokedici’ye, evlerinize girip ölümcül vuruşu yapma izni vermeyecek. “Bu uygulamayı kendin ve çocukların için ebedi bir kanun olarak koruyun. Tanrı’nın söz vermiş olduğu üzere size vereceği ülkeye gireceğiniz zaman bu ibadeti korumalısınız. Çocuklarınız size ‘Bu ibadetin size ne yararı var?’ dedikleri zaman, Bu, Mısır’ı ölümle vurduğu zaman, İsrail halkının Mısır’daki evlerinin üzerinden atlayarak evlerimizi bağışlayan Tanrı için yapılan Fısıh kurbanıdır’ diyeceksiniz.” Halk diz kırdı ve birlikte eğildiler. İsrail halkı gittiler; Tanrı’nın Musa ve Harun’a verdiği talimatı harfiyen uyguladılar. Tam gece yarısıydı. Tanrı, Mısır Ülkesi’ndeki – tahtında oturan firavunun ilkdoğanından, esirin ilkdoğanına kadar – tüm ilkdoğanları; ayrıca hayvanların tüm ilkdoğanlarını öldürdü. Firavun geceleyin yatağından kalktı; o, tüm danışmanları ve tüm görevlileri. Mısır’da büyük bir feryat koptu; çünkü içinde ölü olmayan ev yoktu. (Mısır’dan Çıkış 12:21-30)

 

Oğlak ya da kuzu, Mısır’da çok kutsal bir hayvandı. Oğlak ya da kuzu öldürmenin cezası ölümdü. Bunu şuradan anlıyoruz:

 

Firavun, Musa ve Harun’u çağırttı. “Gidin ve bu ülkede Tanrınız’a kurban kesin” dedi. Musa ise “Böyle yapmamız uygun olmaz” dedi. “Tanrımız Aşem’e kurban olarak keseceğimiz hayvanlar Mısır için kutsaldır. Mısır’ın kutsal saydığı bir hayvanı kurban diye hem de gözlerinin önünde kesersek bizi taşlamazlar mı? Çölde üç günlük yola gitmeli ve Tanrımız Aşem’e, bize söyleyeceği şekilde korbanlar kesmeliyiz.” (Mısır’dan Çıkış 8:21-23)

 

Tanrı, İsrail’i sınamak için kurban kesmeslerini üstelik bir de onun kanını kapılara sürmelerini buyurdu. Bakalım kendisinden mi korkuyorlar yoksa Mısırlılardan ve firavudan mı? İsrailliler de Tanrı’dan korktuğunu gösterdi ve kurbanı kesip kapılara sürdüler. Ölüm de onları es geçti. Bu nedenle kurbanın adı es geçmek anlamına gelen ‘Pesah’ yani Fısıh’tır. Fısıh kurbanın günah bağışlatma ile ilgisi bulunmamaktadır.

İsa mezarda ne kadar kaldı?

 

Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu da üç gün üç gece yerin bağrında kalacaktır. (Matta 12:40)

 

İsa, Matta 12:40’da ‘üç gün üç gece’ mezarda kalacağını söylemektedir. Oysa hatırlayalım:

 

Matta: 15 Nisan’da öldü, 16 Nisan’da ölü kaldı, 17 Nisan’da dirildi; 3 gün – 2 gece

 

Markos: 15 Nisan’da öldü, 16 Nisan’da ölü kaldı, 17 Nisan’da dirildi; 3 gün – 2 gece

 

Luka: 15 Nisan’da öldü, 16 Nisan’da ölü kaldı, 17 Nisan’da dirildi; 3 gün – 2 gece

 

Yuhanna: 14 Nisan’da öldü, 15 Nisan’da ölü kaldı, 15 Nisan’da dirildi; 2 gün – 2 gece

 

 

İsa, Matta, Markos ve Luka İncilleri’ne göre de 3 gün 3 gece değil 3 gün 2 gece, Yuhanna İncili’nde göre 2 gün 2 gece mezarda kalmıştır. Yani söylediği söz gerçekleşmemiştir. Tora bize der ki;

 

Ama kendisine emretmediğim bir şeyde benim adıma söz söyleme küstahlığında bulunan veya başkalarının ilahları adına konuşan bir peygamber olursa, o peygamber ölecektir. İçinden “Aşem’in konuşmuş olmadığı sözü nasıl ayırt edeceğiz?” diyeceksindir. Cevap şöyledir: Peygamber, Aşem’in adına konuştuğunda bu söz gerçekleşmezse veya yerine gelmezse, işte o, Aşem’in konuşmuş olmadığı sözdür. O peygamber küstahça konuşmuştur; korkma ondan. (Yasa’nın Tekrarı 18:21-22)

 

 

Tanrınız Aşem’in ardından yürüyün ve [yalnız] O’ndan çekinin, O’nun emirlerini gözetin ve O’nun Sözü’nü dinleyin, O’na ibadet edin ve O’na yapışın. (Yasa’nın Tekrarı 13:5)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir