Tora Bilgisi

Sözlü Tora 1 – Nedir? Gerekli Midir?

Moşe Rabenu, Tora’yı Sinay Dağı’nda aldı. Yazılı Tora, 248 pozitif mitsva (yap şeklinde) ve 365 negatif mitsva (yapma şeklinde) olmak üzere 613 mitsva içerir. Yazılı Tora ile birlikte Tanrı Moşe’ye her mitsvanın yapılabilmesi için gerekli açıklamaları ve ayrıntıları yani Sözlü Tora’yı verdi.

 

Tanrın Aşem’in, İsmi’ni yerleştirmek üzere seçeceği yer senden uzak olacağı için, Tanrı’nın sana verdiği sığırından ve davarından [hayvanları], canının çektiği gibi, sana emretmiş olduğum şekilde [diğer] şehirlerinde [de] kesip yiyebileceksin. (Yasa’nın Tekrarı 12:21)

 

Yazılı Tora’ya baktığımızda bu mitsvanın hiçbir yerde açıklanmadığını görürüz. Öyleyse Tanrı hayvanları nasıl keseceğimizi nerede emretmiştir?

 

[Öncelikle;] altı gün boyunca iş yapılabilir;  ancak yedinci gün işten tamamen el çekmeyi gerektiren bir Şabat’tır, kutsal bir bayramdır; hiçbir melaha yapamazsınız. o [gün], yaşadığınız her yerde tanrı adına Şabat’tır. (Levililer 23:3)

 

Hangi işlerin melaha olduğunu nasıl bilebiliriz? Tam olarak hangi işleri yapmamız yasaklanmıştır? Yazılı Tora’nın bir yandan neyi yasakladığını açıkça belirtmeyip diğer yandan Şabat günü melaha yapıldığı takdirde çok katı cezalar öngörmesi mantıklı mıdır? Yazılı Tora’da başka bölümlerde Şabat günü yasak olan üç melahanın açıkça yazıldığını görüyoruz: Sabanla sürmek, biçmek ve ateş yakmak. Tüm melahalar yalnızca bu üçünden mi ibaretti?

 

Bene-Yisrael çölde iken Şabat günü odun toplayan bir adam buldular. Onu odun toplarken bulanlar, onu Moşe’ye, Aaron’a ve tüm cemaate getirdiler. Onu nezarethaneye koydular; zira ona ne yapılacağı açıklanmamıştı. Tanrı, Moşe’ye “Adam idam edilecektir” dedi, “onu kampın dışında tüm cemaat[in huzurunda] taşa tutacaklardır.” Tüm cemaat onu kampın dışına çıkardı. Onu taşa tuttular ve öldü. [İdam] Tanrı’nın Moşe’ye emretmiş olduğu şekilde [gerçekleştirilmişti]. (Çölde Sayım 15:32-36)

 

Yazılı Tora’da yapılmasının yasak olduğu açıkça belirtilen üç melaha mevcuttu. Bunların arasında ‘odun toplamak’ yoktu. Peki neden Şabat günü odun toplayan adam Şabat günü melaha yapmaktan dolayı suçlu bulundu? Hangi eylemin melaha tanımına uyup uymadığını nereden biliyorlardı?

 

Aşem diyor ki, Şabat günü yük taşımamaya, Yeruşalayim kapılarından içeri bir şey sokmamaya dikkat edin. Şabat günü evinizden yük çıkarmayın, hiçbir melaha yapmayın. Atalarınıza buyurduğum gibi Şabat gününü kutsal sayacaksınız. (Yeremya 17:21-22)

 

Yirmeyahu Anavi’nin kitabında Tanrı, Şabat günü yük taşımanın, evden yük çıkarmanın yapılması yasak melaha olduğunu belirtmekte. Yazılı Tora’nın hiçbir yerinde böyle bir melaha bulunmamaktadır. Moşe Rabenu’dan Yirmeyahu Anavi’ye kadar yük taşımak Şabat günü yapılması yasak olan bir melaha değildi de Yirmeyahu Anavi döneminde mi yasaklandı? Yirmeyahu Anavi döneminde kadar serbest miydi? Tanrı fikrini mi değiştirdi? Oysa Tora der ki:

 

‘Adam değil Tanrı ki sözü boşa çıksın, ve insanoğlu [değil] ki fikir değiştirsin. O mu söylediğini yapmayacak, konuştuğunu yerine getirmeyecek?’ (Çölde Sayım 23:19)

 

Sözlü Tora’ya göre Şabat günü yapılması yasak olan 39 melaha mevcuttur.

 

Yazılı Tora’nın hiçbir yerinde Şabat’ın hangi durumlarda ihlal edilebileceği yazmaz. Hatta belirli durumlarda ihlal edebileceğimizden de söz etmez. Tersine ihlal edilmemesi gerektiğini, edildiği takdirde ihlal edenin cezalandırılacağını söyler. Sözlü Tora’ya göre can tehlikesi olduğu zaman, ağır hastalar için veya hamile bir kadın için Şabat ihlal edilebilir. Örneğin Tora:

 

Şabat günü ‘Hepiniz mekanınızda kalın. Yedinci günde kimse yerini terk etmemelidir.’ (Mısır’dan Çıkış 16:29)

 

buyurmaktadır. Şabat günü deprem olduğunu veya evde bir şekilde yangın çıktığını düşünün. Yine de mekanı terk edemez miyiz? Tanrı bunu ister mi? Yahudi Alaha’sını belirleyen Şulhan Aruh’a göre,

 

“Şabat’ı, tehlikeli olabilecek bir hastalıktan etkilenmiş herhangi bir kişi için bozmak dini bir kuraldır.” (Şulhan Aruh, Or Ahayyim 328:2)

 

Hagay Anavi’nin kitabında Aşem, Hagay Anavi’den koenlere iki soru sormasını ister:

 

Eğer biri giysisinin kıvrımları arasında kutsanmış et taşır ve o kıvrım ekmeğe, yemeğe, şaraba, zeytinyağına ya da başka bir yiyeceğe değerse, o yiyecek kutsal olur mu?’ ” Koenler, “Hayır” diye yanıtladılar. Hagay konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ölüye dokunduğu için kirli sayılan biri, bu yiyeceklerden birine dokunursa, o yiyecek kirlenmiş olur mu?” Koenler, “Evet, kirlenmiş olur” diye karşılık verdiler. (Hagay 2:11-13)

 

Yazılı Tora’nın hiçbir yerinde bu sorulan yanıtları yer almaz. Eğer Sözlü Tora yoksa, Koenler bu soruların yanıtlarını nereden biliyorlardı?

 

En önemli nokta ise Sözlü Tora/Gelenek olmadan Yazılı Tora’yı okumak mümkün değildir. İbranice’de sesli harfler yoktur, tamamı sessiz harflerden oluşur.

 

Örneğin sırasıyla milattan sonra 10. ve 11. yüzyıllara ait olan Aleppo Codex ile Westminster Leningrad Codex’e bir bakalım:

 

 

Harflerin altında üstünde, yanında gördüğünüz nokta ve çizgilere ‘nikkud’ denir. Nikkudlar milattan sonra ilk milenyumun ikinci yarısında Masoretler tarafından icat edilmiştir. Nikkudlar sesli harf görevi görür ve kelimenin bizlere nasıl okunacağını gösterir.

 

 

Yukarıda gördüğünüz yazma, milattan önce 125 yılına tarihlendirilen, Kumran Mağarası’nda bulunan Ölü Deniz yazmalarından, Yeşayahu Anavi’nin tomarının ilk kısmı. Görüldüğü üzere nikkudlar yani sesli harfler yer almamaktadır. Peki bu tomarı kullanan Yahudiler hangi sessizden sonra hangi sesli harf geleceğini, hangi kelimenin nasıl okunduğunu nereden biliyorlardı? Nikkudların milattan sonra ilk milenyumun ikinci yarısında icat edildiğini söylemiştik. O tarihe kadar Yahudiler hangi sessizden sonra hangi sesli harf geleceğini, hangi kelimenin nasıl okunduğunu nereden biliyorlardı?

 

Sesli harfleri yani nikkudları değiştirmek, Tora’yı değiştirmek demektir! Hemen basit bir örnek verelim:

 

Toprağının ilk turfandalarını, Tanrın Aşem’in Evi’ne getir. Eti, annesinin [sütü bile olsa,] sütle pişirme. (Mısır’dan Çıkış 23:19)

 

Yukarıdaki ayeti nikkudlar olmaksızın İbranice orijinal metni inceleyelim:

 

ראשית בכורי אדמתך תביא בית יהוה אלהיך לא תבשל גדי בחלב אמו

 

Süt kelimesini İbranice metinde işaretledik.

 

Yaşadığınız her yerde, [şu, tüm] nesilleriniz için ebedi bir kanundur: [Mizbeah’ta yakılmayı gerektiren] Her türlü içyağını, [ayrıca] hiçbir kanı yememelisiniz. (Yasa’nın Tekrarı 3:17)

 

Yukarıdaki ayeti nikkudlar olmaksızın İbranice orijinal metni inceleyelim:

 

חקת עולם לדרתיכם בכל מושבתיכם כל חלב וכל דם לא תאכלו

 

İçyağı kelimesini İbranice metinde işaretledik.

 

Görüldüğü üzere süt ve içyağı kelimelerinin yazılışları aynı. Sesli harfler olmadan hangisinde süt hangisinde içyağ anlamında kullanıldığını nasıl bilebiliriz? Tora hangisinden söz etmektedir?

 

Bir de söz konusu ayetleri nikkudlar eşliğinde İbranice orijinal metni inceleyelim:

 

רֵאשִׁ֗ית בִּכּוּרֵי֙ אַדְמָ֣תְךָ֔ תָּבִ֕יא בֵּ֖ית יְהוָ֣ה אֱלֹהֶ֑יךָ לֹֽא־תְבַשֵּׁ֥ל גְּדִ֖י בַּחֲלֵ֥ב אִמֹּֽו

 

Süt kelimesinin okunuşu ‘halav’dır.

 

חֻקַּ֤ת עֹולָם֙ לְדֹרֹ֣תֵיכֶ֔ם בְּכֹ֖ל מֹֽושְׁבֹתֵיכֶ֑ם כָּל־חֵ֥לֶב וְכָל־דָּ֖ם לֹ֥א תֹאכֵֽלוּ

 

İçyağı kelimesinin okunuşu ‘helev’dir.

 

Nikkudlar aracılığıyla yazılışları aynı olan söz konusu kelimelerin aslında farklı okunuşlara sahip olduğunu ve farklı anlamlara geldiğini görüyoruz. Moşe Rabenu’dan gelen Sözlü Tora/Gelenek olmasa bu nasıl bilinebilirdi?

 

‘אדם’ kelimesi, adom, adam, edom, odem şeklinde okunabilir. Kırmızı, insan, Adem, bir çeşni ismi, akik anlamlarına gelebilir. Tora’nın hangisi kastettiğini nasıl bilebiliriz? Nikkudların icadına kadar Yahudiler nasıl bildiler?

 

‘גב’ kelimesi, gab, geb, gob şeklinde okunabilir. Sırt, arka, yan, çukur, siper, çekirge, Gob (bir yer ismi) anlamlarına gelebilir. Tora’nın hangisi kastettiğini nasıl bilebiliriz? Nikkudların icadına kadar Yahudiler nasıl bildiler?

 

Bunlar gibi yüzlerce örnek verilebilir. Görüldüğü gibi, Sözlü Tora/Gelenek olmadan Yazılı Tora’nın ne söylediğini anlamak imkansızdır. Yüz yılda bile kelimelerin anlamı değişebilmekteyken binlerce yıl önce yazılmış olan Yahudi Kutsal Kitabı’ndaki kelimelerin ne anlama geldiğini biliyorsak, bu Sözlü Tora sayesindedir. İbranice metne Masoretik Metin denmesinin iyi bir nedeni vardır. Masoretik, kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan demektir.

 

 

 

Tanrınız Aşem’in ardından yürüyün ve [yalnız] O’ndan çekinin, O’nun emirlerini gözetin ve O’nun Sözü’nü dinleyin, O’na ibadet edin ve O’na yapışın. (Yasa’nın Tekrarı 13:5)

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir