Tora Bilgisi

Tora artık geçersiz mi?

Hristiyan İncili, Tora’nın artık geçersiz olduğunu ve uygulanması gerekmediğini söyler;

Kurallarıyla bize karşı ve aleyhimizde olan yazılı antlaşmayı sildi, onu çarmıha çakarak ortadan kaldırdı. (Koloseliler 2:14)

Çünkü Mesih’in kendisi barışımızdır. Kutsal Yasa’yı, buyrukları ve kurallarıyla birlikte ortadan kaldırarak* iki topluluğu birleştirdi, aradaki engel duvarını, yani düşmanlığı kendi bedeninde yıktı. (Efesliler 2:14-15)

Tanrı, “yeni bir antlaşma” demekle ilkini eskimiş saymıştır. Eskiyip köhneleşense çok geçmeden yok olur. (İbraniler 8:13)

Öyleyse Yasa’nın amacı neydi? Yasa suçları ortaya çıkarmak için antlaşmaya eklendi. Vaadi alan ve İbrahim’in soyundan olan kişi gelene dek yürürlükte kalacaktı. Melekler yoluyla, bir aracı eliyle düzenlendi. (Galatyalılar 3:19)

Oysa her iman edenin aklanması için Mesih, Kutsal Yasa’nın sonudur. (Romalılar 10:4)

(* Bu cümlede ‘ortadan kaldırmak’ olarak yazdığımız ifade Hristiyan çeviride ‘etkisiz kılmak’ olarak yer almaktadır. Hristiyan çevirisinde ‘etkisiz kılmak’ olarak çevrilen kelime Grekçe ‘katargeo’ kelimesidir ve ‘etkisiz kılmak’ anlamına değil ‘ortadan kaldırmak’ anlamına gelir. Aynı kelime, aynı çeviride Romalılar 6:6, 1. Korintliler 6:13, Galatyalılar 3:17 gibi cümlelerde olması gerektiği gibi ‘ortadan kaldırmak’ olarak çevrilmiştir. Bu nedenle söz konusu cümlenin doğru çevirisi yukarıdaki gibidir.)

Peki bu Yahudi Kutsal Kitabı’na uygun mudur? Tora gerçekten de Mesih’in gelişine dek mi geçerli olacaktı?

Hayır!

Tora, sonsuza dek geçerlidir:

Gizli şeyler Tanrımız Aşem’indir; ancak bariz olanlar, bu Tora’nın tüm sözlerini uygulamak üzere ebediyen bizim ve çocuklarımızındır! (Yasa’nın Tekrarı 29:28)

Yaptığı her işte sadık ve adildir, bütün emirleri güvenilirdir; sonsuza dek sürer, sadakat ve doğrulukla yapılır. O halkının kurtuluşunu sağladı, antlaşmasını sonsuza dek geçerli kıldı. Adı kutsal ve müthiştir. (Mezmurlar 111:7-9)

Tora’na sürekli, sonsuza dek uyacağım. (Mezmurlar 119:44)

Tanrın Aşem’i sev, [O’nun] emanetini, hükümlerini, kanunlarını ve emirlerini tüm zamanlarda gözet. (Yasa’nın Tekrarı 11:1)

Mesih döneminde Tora uygulanmaya devam edilecektir:

O zaman kurallarımı izleyecek, ilkelerime uymaya özen gösterecekler. Onlar halkım olacak, ben de onların Tanrısı olacağım. (Hezekiel 11:20)

Kulum Davut onların kralı olacak, hepsinin tek çobanı olacak. Buyruklarımı izleyecek, kurallarıma uyacak, onları uygulayacaklar. (Hezekiel 37:24)

Tora açıkça her erkeğin sünnet edilmesi gerektiğini ve sünnetin ebedi antlaşmanın ebedi bir işareti olduğunu söylemektedir:

Tanrı [daha sonra] Avraam’a “Sana gelince – antlaşmamı korumalısın” dedi. “Hem sen, hem de nesilleri boyunca ardından gelen çocukların sizinle ve ardından gelecek çocuklarınla aramdaki, korumanız gereken Antlaşmam şudur: İçinizdeki her erkeği sünnet edeceksiniz. Fazlalık derinizi keseceksiniz. [Bu,] Sizinle aramdaki antlaşmanın işareti olacak. “Nesilleriniz boyunca, içinizdeki her erkek, [ayrıca] senin soyundan olmayıp, gerek evde doğmuş, gerekse de bir yabancıdan parayla satın aldığın [her köle], sekiz günlükken sünnet edilecek. İster evinde doğmuş, isterse de parayla satın aldığın [her köle] kesinlikle sünnet edilmelidir. [Böylelikle] Antlaşmam vücudunuzda, ebedi bir antlaşma olarak bulunacaktır. Fazlalık derisini kesmeyen sünnetsiz bir erkeğin canı, halkının arasından kesilecektir – [çünkü] antlaşmamı ihlal etmiştir”. (Yaratılış 17:9-14)

Sekizinci günde [bebeğin] sünnet derisi kesilecektir. (Levililer 12:3)

Oysa Pavlus, sünnet olunmaması gerektiğini, sünnetin önemsiz olduğunu söyler:

Bakın, ben Pavlus size diyorum ki, sünnet olursanız Mesih’in size hiç yararı olmaz. (Galatyalılar 5:2)

Sünnetli olup olmamanın önemi yoktur, önemli olan yeni yaratılıştır. (Galatyalılar 6:15)

Sünnetli olup olmamak önemli değildir. Önemli olan, Tanrı’nın buyruklarını yerine getirmektir. (1. Korintliler 7:19)

Oysa Hezekiel peygamber Mesih döneminde bedensel sünnetin devam ettiğini söylemektedir:

Efendi Aşem şöyle diyor: Yüreği ve bedeni sünnet edilmemişlerden, İsrail halkı arasında yaşayan yabancılardan hiçbiri tapınağıma girmeyecek. (Hezekiel 44:9)

Hristiyan İncili, İsa’nın günahlar için sonsuza dek geçerli, tek kurban olduğunu iddia eder;

Böyle bir başkâhinimiz – kutsal, suçsuz, lekesiz, günahkârlardan ayrılmış, göklerden daha yücelere çıkarılmış bir başkâhinimiz – olması uygundur. O, öbür başkâhinler gibi her gün önce kendi günahları, sonra da halkın günahları için kurbanlar sunmak zorunda değildir. Çünkü kendini sunmakla bunu ilk ve son kez yaptı. (İbraniler 7:26-27)

Öyle olsaydı, dünyanın kuruluşundan beri Mesih’in tekrar tekrar acı çekmesi gerekirdi. Oysa Mesih, kendisini bir kez kurban ederek günahı ortadan kaldırmak için çağların sonunda ortaya çıkmıştır. (İbraniler 9:26)

Oysa Mesih günahlar için sonsuza dek geçerli tek bir kurban sunduktan sonra Tanrı’nın sağında oturdu. (İbraniler 10:12)

Yani İsa, kendisini bir kez kurban etmiştir ve artık hayvan kurbanlar sunulmasına gerek yoktur.

Oysa Mesih döneminde tapınak inşa edilecek ve  hayvan kurbanlar tekrar sunulacaktır:

Aşem’e hizmet etmek, O’nun adını sevmek, kulu olmak için O’na bağlanan yabancıları, Şabat Günü’nü tutan, bayağılaştırmayan, antlaşmama sımsıkı bağlı kalan herkesi, kutsal dağıma getirip dua evimde sevindireceğim yakmalık sunularıyla kurbanları sunağımda kabul edilecek çünkü evime ‘Bütün ulusların dua evi’ denecek. (Yeşaya 56:6-7)

Kedar’ın bütün sürüleri sana gelecek, Nevayot’un koçları senin buyruğunda olacak, sunağımın üzerinde kabul edilen sunular olarak sunulacak. Böylece görkemli tapınağımı daha görkemli kılacağım. (Yeşaya 60:7)

O gün Prens kendisi ve ülke halkı için günah sunusu olarak bir boğa sağlayacak. (Hezekiel 45:22)

Prens dışarıdan eyvana girip kapı sövesinin yanında duracak. Kâhinler onun yakmalık ve esenlik sunularını sunacaklar. Prens kapı eşiğinde tapındıktan sonra çıkıp gidecek. Kapı akşama dek açık kalacak. (Hezekiel 46:2)

Kâhinlerin suç sunusuyla günah sunusunun etini haşlayacakları, tahıl sunusunu pişirecekleri yer burası” dedi, “Öyle ki, bunları dış avluya çıkarıp kutsallıklarını halka geçirmesinler. (Hezekiel 46:20)

Geçmiş günlerde, geçmiş yıllarda olduğu gibi, Aşem Yahuda ve Yeruşalim’in sunacağı sunulardan hoşnut kalacak. (Malaki 3:4)

Mesih döneminde Tora’nın buyrukları olan bayramlar da kutlanmaya devam edecektir:

Sukot [Çardak] Bayramı

Bene-Yisrael’e [şöyle] konuş: Bu yedinci ayın on beşinci gününde, Tanrı Adına yedi günlük ‘Sukot Bayramı’ [başlayacaktır]. (Levililer 23:34)

Yeruşalayim’e saldıran uluslardan sağ kalanların hepsi Toplulukların Efendisi Aşem olan Kral’a tapınmak ve Sukot Bayramı’nı kutlamak için yıldan yıla Yeruşalayim’e gidecekler. (Zekeriya 14:16)

Pesah/Matsa [Fısıh/Hamursuz] Bayramı

İlk ayda, ayın on dördünde, öğleden sonra Tanrı adına Pesah-korbanı [yapılmalıdır]. Ve bu ayın on beşinci gününde Tanrı Adına ‘Matsa Bayramı” [başlayacaktır. Bu günden itibaren] Yedi gün boyunca matsa yiyin. (Levililer 23:5-6)

Birinci ayın on dördüncü günü Pesah Bayramı’nı yedi gün kutlayacak, matsa yiyeceksiniz. (Hezekiel 45:21)

Genel olarak bayramlar

Ülke halkı bayramlarda Aşem’in önüne geldiğinde, tapınmak için Kuzey Kapısı’ndan giren Güney Kapısı’ndan çıkacak, Güney Kapısı’ndan giren Kuzey Kapısı’ndan çıkacak. Hiç kimse girdiği kapıdan çıkmayacak. Herkes girdiği kapının karşısındaki kapıdan çıkacak. (Hezekiel 46:9)

Aşem, “Bayramlar için çektiğiniz özlemleri sona erdireceğim” diyor, bunlar sizin için ağırlık ve utançtır. (Sefanya 3:18)

Hristiyan İncili, Levi oymağından Harun soyunun kahin/koen olması buyruğunun değiştiğini, zayıf ve yararsız olduğu için geçersiz kılındığını söylemektedir:

Eğer Levililer’in kâhinliği aracılığıyla yetkinliğe erişilebilseydi – nitekim Kutsal Yasa bu kâhinliği öngörerek halka verildi – Harun düzenine göre değil de, Melkisedek düzenine göre başka bir kâhinin gelmesinden söz etmeye ne gerek kalırdı? Çünkü kâhinlik değişince, Yasa da zorunlu olarak değişir. (İbraniler 7:11-12)

Önceki buyruk, zayıflığı ve yararsızlığı nedeniyle geçersiz kılındı. (İbraniler 7:18)

Oysa Tora, kahinliğin/koenliğin Levi oymağından Harun soyuna verildiğini ve bunun sonsuza dek geçerli olduğunu söyler:

Onları kuşakla sar – Harun ve oğullarını. [Oğullarına] kepler giydir. Böylece Harun ve oğullarını yetkili kılacaksın ve Koenlik, ebedi bir kanun şeklinde onlara ait olacak. (Mısır’dan Çıkış 29:9)

Harun’u ve oğullarını Buluşma Çadırı’nın girişi civarına yaklaştır ve onları mikveye daldır. Sonra Harun’a kutsiyet giysilerini giydir, onu meshedip kutsa. Böylece bana Koenlik edecek [rütbeye yükselecektir]. Oğullarını da yaklaştır ve onlara entariler giydir. (Onları da babalarını meshettiğin şekilde meshet. Böylece Bana Koenlik edecek [rütbeye yükseleceklerdir]. Meshedilmeleri, onlar adına [tüm] nesilleri için ebedi [kalıtsal] Koenlik sağlama [özelliğine sahip] olacaktır. (Mısır’dan Çıkış 40:12-15)

Koen Harun’un oğlu Elazar’ın oğlu Pinehas, içlerinde Benim intikamımı alarak, gazabımı Bene-Yisrael’in üzerinden geri çevirdi ve [böylece] Bene-Yisrael’i ödün vermez tavrım sonucunda tüketmedim. Bu yüzden söyle: İşte ona barış antlaşmamı veriyorum. [Bu antlaşma] Hem o hem de ardından [gelecek] soyu için ebedi bir Koenlik antlaşması olacaktır. [Kendisi bunu,] Tanrısı Adına ödün vermeden hareket edip Bene-Yisrael için onarım sağlamasının karşılığında [hak etmiştir].” (Çölde Sayım 25:11-13)

Yahudi Kutsal Kitabı, Mesih döneminde Levili koenlerin sunular sunacağını, Levililer ile yaptığı koenlik antlaşmasının bozulmayacağını söylemektedir:

İsrail ve Yahuda halkına verdiğim güzel sözü yerine getireceğim günler geliyor’ diyor Aşem. O günlerde, o zamanda, Davut için doğru bir dal yetiştireceğim; ülkede adil ve doğru olanı yapacak. O günlerde Yahuda kurtulacak, Yeruşalim güvenlik içinde yaşayacak. O, Yahve sidkenu adıyla anılacak. Aşem şöyle diyor: ‘İsrail tahtı üzerinde oturan Davut soyunun ardı arkası kesilmeyecek. Levili koenlerden önümde yakmalık sunu sunacak, tahıl sunusu yakacak, kurban kesecek biri hiç eksik olmayacak.’ Aşem’in sözü Yeremya’ya ulaştı: “Aşem diyor ki, ‘Eğer belirlenmiş zamanlarda gece ve gündüz olması için gece ve gündüzle yaptığım antlaşma bozulabilirse, tahtında oturan oğulları krallık yapsın diye kulum Davut’la ve bana hizmet eden Levili kâhinlerle yaptığım antlaşma da ancak o zaman bozulabilir. (Yeremya 33:14-20)

Gümüş eritip arıtan gibi davranacak: Levililer’i arındırıp altın, gümüş temizler gibi temizleyecek. Böylece Aşem’e doğrulukla sunular sunacaklar. (Malaki 3:3)

Hristiyan İncili’ne göre Tora, yaşam sağlamaz ve insanları aklayamaz:

Bu nedenle Yasa’nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır. Çünkü Yasa sayesinde günahın bilincine varılır. (Romalılar 3:20)

Çünkü insanın, Yasa’nın gereklerini yaparak değil, iman ederek aklandığı kanısındayız. (Romalılar 3:28)

Tanrı’nın lütfunu geçersiz saymış değilim. Çünkü aklanma Yasa aracılığıyla sağlanabilseydi, o zaman Mesih boş yere ölmüş olurdu. (Galatyalılar 2:21)

Tanrı katında hiç kimsenin Yasa’yla aklanmadığı açıktır. Çünkü “İmanla aklanan yaşayacaktır.” (Galatyalılar 3:11)

Öyleyse Kutsal Yasa Tanrı’nın vaatlerine aykırı mıdır? Kesinlikle hayır! Çünkü yaşam sağlayabilen bir yasa verilseydi, elbette insanlar yasayla aklanırdı. (Galatyalılar 3:21)

Hristiyan İncili’ne göre aklanma yalnız İsa’ya iman ile olur;

Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanlarıyla aklar. Bunu, iman eden herkes için yapar. Hiç ayrım yoktur. (Romalılar 3:22)

Tanrı’nın insanı akladığı, Müjde’de açıklanır. Aklanma yalnız imanla olur. Yazılmış olduğu gibi, “İmanla aklanan yaşayacaktır.” (Romalılar 1:17)

İsa’nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı’nın O’nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. (Romalılar 10:9)

Öncelikle şu soruyu yanıtlamamız gerekir, Tanrı’nın insanlardan isteği nedir?

Tüm hükümlerimi ve tüm kanunlarımı gözetmeli, onları uygulamalısınız. Ben, Aşem’im. (Levililer 19:37)

Her şey duyuldu, sonuç şu: Tanrı’ya saygı göster, buyruklarını yerine getir, Çünkü insanın tümü budur. (Vaiz 12:3)

Ey insanlar, RAB iyi olanı size bildirdi; adil davranmanızdan, sadakati sevmenizden ve alçakgönüllülükle yolunda yürümenizden başka Tanrınız RAB sizden ne istedi? (Mika 6:8)

Tanrı, insanlardan buyruklarına uyup yolunda yürümelerini ister.

Tanrı’nın buyruklarına uyan kişiler doğru kişilerdir ve doğru kişiler yaşamı elde edecekler;

Diyelim ki, adil ve doğru olanı yapan doğru bir adam var. Dağlarda putlara sunulan kurbandan yemez, İsrail halkının putlarına bel bağlamaz. Komşusunun karısını kirletmez, âdet gören kadına yaklaşmaz. Kimseye haksızlık etmez, Rehin olarak aldığını geri verir, soygunculuk etmez, aç olana ekmeğini verir, Çıplağı giydirir. Faizle para vermez, aşırı kâr gütmez. Elini kötülükten çeker, iki kişi arasında doğrulukla yargılar. Kurallarımı izler, ilkelerimi özenle uygular. İşte böyle biri doğru kişidir. O yaşayacaktır. Egemen RAB böyle diyor. (Hezekiel 18:5-9)

Hükümlerim’i ve Kanunlarım’ı gözetmelisiniz; zira insan sadece onları uygulaması sayesinde [gerçekten] yaşayabilir – Ben Aşem’im. (Levililer 18:5)

Uygulayan kişiye yaşam veren kurallarımı onlara verdim, ilkelerimi tanıttım. (Hezekiel 20:11)

Emirlerini asla unutmayacağım, çünkü onlarla bana yaşam verdin. (Mezmurlar 119:93)

Aşem’in Tora’sı kusursuzdur, cana can katar. Aşem’in buyrukları güvenilirdir, saf adama bilgelik verir. (Mezmurlar 19:7)

Tanrı’nın kurallarına, ilkelerine, hükümlerine, yargılarına, emirlerine, kanunlarına; Tora’ya uymak zor mudur?

Çünkü Tanrın Aşem’in sözünü, O’nun bu Tora kitabında yazılı olan emirlerini ve hükümlerini gözetmek üzere dinleyeceksin. Çünkü Tanrın Aşem’e tüm kalbinle ve tüm canınla döneceksin! Bil ki, sana bugün vermekte olduğum emir senin için erişilmez değildir; uzakta da değildir o. Göklerde değildir ki ‘Kim bizim için göklere çıkıp onu bize getirecek ve öğretecek ki onu uygulayabilelim’ diyesin. Ve denizin ötesinde değildir ki “Kim bizim için denizin ötesine geçip, onu bize getirecek ve öğretecek ki onu uygulayabilelim” diyesin. Aksine, konu sana çok yakındır – ağzında ve kalbindedir – yapman için. (Yasa’nın Tekrarı 30:10-14)

Tanrı’nın buyruklarına uymak zor, erişilmez değildir. Tanrı, insanlara yapamayacağını bildiği sorumluluklar yüklemez.

Tora’daki buyrukları bir kere ihlal edince her şey bitiyor mu? Kurtarıcıya mı ihtiyacımız oluyor?

Hristiyanlar, Tora’daki bir buyruğu bile ihlal edince kişinin ölümü hak ettiğini, bundan da yalnızca Kurtarıcı yani İsa aracılığıyla kurtulabileceğimizi iddia ederler. Bunu da şu ifadelere dayandırırlar;

Çünkü Yasa’nın her dediğini yerine getirse de tek konuda ondan sapan kişi bütün Yasa’ya karşı suçlu olur. (Yakup 2:10)

Yasa’nın gereklerini yapmış olmaya güvenenlerin hepsi lanet altındadır. Çünkü şöyle yazılmıştır: “Yasa Kitabı’nda yazılı olan her şeyi sürekli yerine getirmeyen herkes lanetlidir. (Galatyalılar 3:10)

Bu nedenle, çağrılmış olanların vaat edilen sonsuz mirası almaları için Mesih yeni antlaşmanın aracısı oldu. Kendisi onları ilk antlaşma zamanında işledikleri suçlardan kurtarmak için fidye olarak öldü. (İbraniler 9:15)

Ancak bu Yahudi Kutsal Kitabı’na uygun değildir. Eğer kişi Tora’nın buyruklarından birini ihlal eder fakat daha sonra pişman olup tövbe eder ve Tanrı’ya dönerse affedilir;

Kötü kişi işlediği bütün günahlardan döner, buyruklarıma uyar, adil ve doğru olanı yaparsa, kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir. İşlediği günahlardan hiçbiri ona karşı anılmayacaktır. Doğruluğu sayesinde yaşayacaktır. (Hezekiel 18:21-22)

Kişi Tanrı’nın buyruklarını ihlal edip düşebilir. Ancak önemli olan, düştüğü zaman kalkabilmesidir;

Çünkü doğru kişi yedi kez düşse yine kalkar, ama kötüler felakette yıkılır. (Süleyman’ın Özdeyişleri 24:16)

Kral Davut’un Tora’nın buyruklarından birini ihlal edip zina ederek günah işlediğini ancak pişman olup tövbe ederek affedildiğini biliyoruz.

Üstelik Mezmurlar’da da Davut suçları/günahları olduğunu dile getirmiştir;

Çünkü suçlarım başımdan aştı, taşınmaz bir yük gibi sırtımda ağırlaştı. (Mezmurlar 38:4)

Ey Tanrı, lütfet bana, sevgin uğruna; sil isyanlarımı, sınırsız merhametin uğruna. Tümüyle yıka beni suçumdan, arıt beni günahımdan. Çünkü biliyorum isyanlarımı, günahım sürekli karşımda. Sana karşı, yalnız sana karşı günah işledim, senin gözünde kötü olanı yaptım. Bu nedenle, söylediklerinde haklı, yargılarında adilsin. (Mezmurlar 51:1-4)

Tanrı Davut için şöyle söylemektedir;

Eğer sen de baban Davut gibi kurallarıma ve buyruklarıma uyup yollarımda yürürsen, sana uzun ömür de vereceğim. (1. Krallar 3:14)

Sana gelince, baban Davut’un yaptığı gibi, bütün yüreğinle ve doğrulukla yollarımı izler, buyurduğum her şeyi yapar, kurallarıma ve ilkelerime uyarsan, baban Davut’a, ‘İsrail tahtından senin soyunun ardı arkası kesilmeyecektir’ diye verdiğim sözü tutup krallığını sonsuza dek pekiştireceğim. (1. Krallar 9:4-5)

Kulum Davut gibi isteklerimi yerine getirir, kurallarıma ve buyruklarıma uyar, gözümde doğru olanı yapar, yollarımı izlersen, seninle birlikte olacağım. Davut’a yaptığım gibi senin için de güçlü bir hanedan kurup İsrail’i sana vereceğim. (1. Krallar 11:38)

Kral Davut, suçlarından günahlarından söz etmesine rağmen Tanrı neden Davut’un kurallarına ve buyruklarına uyduğunu, gözünde doğru olanı yaptığını söylemektedir?

Çünkü RAB’bin yolunda yürüdüm, Tanrım’dan uzaklaşarak kötülük yapmadım. O’nun bütün ilkelerini göz önünde tuttum, kurallarından ayrılmadım. O’nun önünde kusursuzdum, suç işlemekten sakındım. (2. Samuel 22:22-24)

Davut, Tanrı’nın yolunda yürüdüğünü, bütün ilkelerini göz önünde tuttuğunu, kurallarından ayrılmadığını, kusursuz olduğunu nasıl söyleyebilmektedir?

Yoşiya RAB’bin gözünde doğru olanı yaptı. Sağa sola sapmadan atası Davut’un bütün yollarını izledi. (2. Krallar 22:2)

Ne ondan önce, ne de sonra onun gibi candan ve yürekten var gücüyle RAB’be yönelen ve Musa’nın Tora’sına uyan bir kral çıktı. (2. Krallar 23:25)

Hizkiya İsrail’in Tanrısı RAB’be güvendi. Kendisinden önceki ve sonraki Yahuda kralları arasında onun gibisi yoktu. RAB’be çok bağlıydı, O’nun yolundan ayrılmadı, RAB’bin Musa’ya vermiş olduğu buyrukları yerine getirdi. RAB onunla birlikteydi. Yaptığı her işte başarılı oldu. Asur Kralı’na karşı ayaklandı ve ona kulluk etmedi. (2. Krallar 18:5-7)

Yahudi Kutsal Kitabı, Kral Yoşiya ve Kral Hizkiya’nın Tanrı’nın yolundan ayrılmadığını, Tora’nın buyruklarını yerine getirdiğini söylemektedir. Yoşiya ve Hizkiya hiç günah işlemedi mi?

Bütün soruların cevabı şu ayettedir;

Kötü kişi işlediği bütün günahlardan döner, buyruklarıma uyar, adil ve doğru olanı yaparsa, kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir. İşlediği günahlardan hiçbiri ona karşı anılmayacaktır. Doğruluğu sayesinde yaşayacaktır. (Hezekiel 18:21-22)

Kişi, Tora’yı ihlal eder, günah işler fakat tövbe ederek Tanrı’ya dönerse Tora’yı hi ihlal etmemiş sayılır. İşlediği günahlardan hiçbiri ona karşı anılmaz. Bundan dolayı Tanrı Davut için kurallarını ve buyruklarına uyduğunu, gözünde doğru olanı yaptığını söylemektedir. Bundan dolayı Davut Tanrı’nın ilkelerinden ve kurallarından ayrılmadığını, kusursuz olduğunu söyleyebilmektedir.

Tanrı merhametlidir ve bizim yaşamımızı ister;

Ben kötü kişinin ölümünden sevinç duymam, ancak kötü kişinin kötü yollarından dönüp yaşamasından sevinç duyarım. Egemen RAB böyle diyor. (Hezekiel 18:23)

Onlara de ki, ‘Varlığım hakkı için diyor Egemen RAB, ben kötü kişinin ölümünden sevinç duymam, ancak kötü kişinin kötü yollarından dönüp yaşamasından sevinç duyarım. Dönün! Kötü yollarınızdan dönün! Niçin ölesiniz, ey İsrail halkı!’ (Hezekiel 33:11)

Kötü kişi yolunu, fesatçı düşüncelerini bıraksın; RAB’be dönsün, merhamet bulur, Tanrımız’a dönsün, bol bol bağışlanır. (Yeşaya 55:7)

Tora buyruklarını yerine getirerek kimse aklanamaz mı?

Kutsal Yazı ne diyor? “İbrahim Tanrı’ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı.  (Romalılar 4:3)

Pavlus, Yaratılış 15:6 ayetini referans göstererek aklanmanın yalnız iman ile olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır.

Yaratılış 15:6 ayetini orijinal İbranice metni ve transliterasyonu ile inceleyelim;

וְהֶאֱמִ֖ן בַּֽיהוָ֑ה וַיַּחְשְׁבֶ֥הָ לֹּ֖ו צְדָקָֽה

wĕheʾĕmin byhwh wayyaḥšĕbehā lōw ĕdāqâ

[Avram] Tanrı’ya inandı ve [Tanrı] bunu onun adına dürüstlük saydı. (Yaratılış 15:6)

Aklanma olarak tercüme edilen ifadenin literal karşılığı ĕdāqâ kelimesidir.

Peki Tora’da ne yaparsak bize dürüstlük sayılacağı yani bize aklanacağımız yazılıdır?

וַיְצַוֵּ֣נוּ יְהוָ֗ה לַעֲשֹׂות֙ אֶת־כָּל־הַחֻקִּ֣ים הָאֵ֔לֶּה לְיִרְאָ֖ה אֶת־יְהוָ֣ה אֱלֹהֵ֑ינוּ לְטֹ֥וב לָ֙נוּ֙ כָּל־הַיָּמִ֔ים לְחַיֹּתֵ֖נוּ כְּהַיֹּ֥ום הַזֶּֽה׃  וּצְדָקָ֖ה תִּֽהְיֶה־לָּ֑נוּ כִּֽי־נִשְׁמֹ֨ר לַעֲשֹׂ֜ות אֶת־כָּל־הַמִּצְוָ֣ה הַזֹּ֗את לִפְנֵ֛י יְהוָ֥ה אֱלֹהֵ֖ינוּ כַּאֲשֶׁ֥ר צִוָּֽנוּ

wayṣawwēnû yhwh laʿăśōwt ʾet-kol-haḥuqqîm hāʾēlle lĕyirʾâ ʾt-yhwh ʾĕlōhênû lĕṭōwb lānû kol-hayyāmîm lĕḥayyōtēnû kĕhayyōwm hazze ûĕdāqâ tihĕye-lānû kî-nišmōr laʿăśōwt ʾet-kol-hammiṣwâ hazzōʾt lipnê yhwh ʾĕlōhênû kaʾăšer ṣiwwānû

Aşem tüm bu hükümleri yapmamızı, Tanrımız Aşem’den çekinmemiz için emretti ki bu bugün [olduğu] gibi, tüm zamanlarda bizim iyiliğimize olacak, [Tanrı] bizi yaşatacaktır. Ve tüm bu emri, bize emrettiği şekilde özenle uyguladığımızda, [bu] bizim için Tanrımız Aşem’in huzurunda dürüstlük teşkil edecektir. (Yasa’nın Tekrarı 6:24-25)

Demek ki, Tora buyruklarını yerine getirmek bizim için Tanrı huzurunda dürüstlük teşkil etmekte yani Hristiyan deyişiyle bizi aklamaktadır.

Pavlus ne diyordu?

Bu nedenle Yasa’nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır. Çünkü Yasa sayesinde günahın bilincine varılır. (Romalılar 3:20)

Böylelikle, Pavlus’un yalanını da ortaya çıkarmış bulunmaktayız.

[Hepsi] Sırf baban Avraam, Sesim’e itaat ederek Emanetim’i, Emirlerim’i, Hükümlerim’i ve Kanunlarım’ı koruduğu için!” (Yaratılış 26:5)

Tanrı’ya inanmak, iman etmek demek, onun buyruklarını yerine getirmek demektir. Buyruklarını yerine getirmeyen bir insan Tanrı’ya inandığını, iman ettiğini söyleyemez. Hristiyanlar, Yaratılış 15:6 ayetini sıkça kullanırlar fakat Yaratılış 26:5 ayetini görmezden gelirler.

Tanrınız Aşem’in ardından yürüyün ve [yalnız] O’ndan çekinin, O’nun emirlerini gözetin ve O’nun Sözü’nü dinleyin, O’na ibadet edin ve O’na yapışın. (Yasa’nın Tekrarı 13:5)

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir