Tora Bilgisi

Yahudi Kutsal Kitabı’nda asli günah doktrini yer alır mı?

Hristiyan teolojisi, Adem ile Havva’nın işlediği günah nedeniyle tüm insanlığın bozulmuş ve  günahkâr olduğunu [asli günah] öğretir;

 

Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı. (Romalılar 3:23)

 

Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi. (Romalılar 5:12)

 

Oysa Yahudi Kutsal Kitabı, – asli günah – doktrinini içermez. Aksine reddeder;

 

Babalar oğullar nedeniyle öldürülmeyecek ve oğullar babalar nedeniyle öldürülmeyecek. Herkes kendi günahı sonucu öldürülecektir. (Yasa’nın Tekrarı 24:16)

 

Ama siz, ‘Oğul neden babasının işlediği suçlardan sorumlu tutulmasın?’ dersiniz. Bu oğul adil ve doğru olanı yapmış, bütün kurallarımı dikkatle izlemiştir. Böyle biri kesinlikle yaşayacaktır. Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır. (Hezekiel 18:19-20)

 

Ayetlerle de sabit olduğu üzere, bizler Adem’in işlediği günahtan dolayı sorumlu değiliz. Adem’in işlediği günahtan dolayı cezalandırılmayacağız. Bizim sorumlu olduğumuz günahlar, kendimizin işlediği günahlardır.

 

İnsan, Tanrı ile ilişki kurma, özgür iradesi ile seçim yapma yeteneği ve hakkına sahiptir. Tamamen bozulmuş veya tamamen yetersiz birer kukla değildir. Her insan kendi eylemlerinden sorumludur. Tanrı’nın buyrukları uyabilmemiz için çok yakındır;

 

 

Çünkü Tanrın Aşem’in sözünü, O’nun bu Tora kitabında yazılı olan emirlerini ve hükümlerini gözetmek üzere dinleyeceksin. Çünkü Tanrın Aşem’e tüm kalbinle ve tüm canınla döneceksin! Bil ki, sana bugün vermekte olduğum emir senin için erişilmez değildir; uzakta da değildir o. Göklerde değildir ki ‘Kim bizim için göklere çıkıp onu bize getirecek ve öğretecek ki onu uygulayabilelim’ diyesin. Ve denizin ötesinde değildir ki “Kim bizim için denizin ötesine geçip, onu bize getirecek ve öğretecek ki onu uygulayabilelim” diyesin. Aksine, konu sana çok yakındır – ağzında ve kalbindedir – yapman için. (Yasa’nın Tekrarı 30:10-14)

 

Doğru davransan affedilmeyecek misin? Ve bil ki eğer doğru davranmazsan günah kapıda pusudadırSeni arzulamaktadırama sen ona hakim olabilirsin(Yaratılış 4:7)

 

 

İnsanların Tora’yı takip etme ve buyruklarını yerine getirip getirmeme özgürlükleri vardır. Bu Yahudi özgür irade anlayışının kalbidir. Tüm insanlar Adem’den türemiştir ve kimse günahlarını atalarına bağlayamaz. Hepimiz seçim yapma yeteneğine sahibiz ve yaptığımız seçimlerden de kendimiz sorumluyuz. Günaha hakim olabilme yeteneğine sahibiz!

 

 

[Şöyle] Ki, sana bugün, Tanrın Aşem’i sevmeni, [böylece] O’nun Yolları’nda yürümeni ve Emirleri’ni, Hükümleri’ni ve Kanunları’nı gözetmeni emretmekteyim ve [bunu yaparsan,] yaşayacaksın, çoğalacaksın ve Tanrın Aşem seni, miras almak üzere gelmekte olduğun Ülke’de mübarek kılacak. Ama kalbini [başka yöne] çevirir ve dinlemezsen, [doğru yoldan] uzaklaşarak başkalarının ilahlarına eğilip onlara taparsan, size bugün [açıkça] söylüyorum ki şüphesiz yok olacaksınız, onu miras almak için Yarden’i geçmek üzere olduğun toprağın üzerindeki günleriniz uzun olmayacak. Gökleri ve yeryüzünü bugün size karşı şahit gösteriyorum: Yaşamı ve ölümü koydum önüne – kutsamayı ve laneti. Ve [sen,] yaşayabilmen için – hem sen hem de soyun – yaşamı seç! (Yasa’nın Tekrarı 30:15-19)

 

Bu ayetler, insanoğlunun asli günah ile lanetlendiğini değil, insanoğlunun Tanrı ile O’nun buyruklarını yerine getirerek bir ilişki kurabileceğini ve kurması gerektiğini açıkça göstermektedir.

 

Yahudilik’te günah, sözlük anlamı olarak “hedefi ıskalamak” demektir. Yani, Tora’yı takip etmede yetersiz olmak demektir. Günah, insanın yaptığı bir şeydir, insanoğlunun yapısında bulunan bir şey değildir. İnsanoğlu günah işler, günah olan eylemler yapar ama insanoğlunun doğası kaçınılmaz biçimde günahkar değildir.

 

Kişi Tanrı’nın buyruklarını ihlal edip düşebilir. Ancak önemli olan, düştüğü zaman kalkabilmesidir;

 

Çünkü doğru kişi yedi kez düşse yine kalkar, ama kötüler felakette yıkılır. (Süleyman’ın Özdeyişleri 24:16)

 

Yahudi Kutsal Kitabı birçok kişiyi doğru, dürüst ve kusursuz olarak tanımlar;

 

Bunlar, Nuh’un soyudur: Nuh dürüst biriydi, kendi neslinde kusursuzdu. Nuh, Tanrı ile birlikte yürüdü. (Yaratılış 6:9)

 

RAB, “Kulum Eyüp’e bakıp da düşündün mü?” dedi, “Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı’dan korkar, kötülükten kaçınır.” (Eyüp 1:8)

 

Eğer, Adem ve Havva’nın işlediği günah nedeniyle tüm insanlar bozulmuş ve günahkârsa Tanrı Nuh ve Eyüp’ü neden doğru/dürüst ve kusursuz olarak tanımlamaktadır?

 

Örneğin, Kalev (Yeşu 14:14), Kral Yoşiya’nın (2 Krallar 23:25) Tanrı’nın yolundan gittikleri ve Musa’nın verdiği yasaya uydukları, Nuh’un doğru bir insan, çağdaşları arasında kusursuz biri olduğu, Tanrı yolunda yürüdüğü (Yaratılış 6:9) yazılmaktadır. Tanrı, İbrahim’e “dostum” (Yeşeya 41:8) ve Daniel’e “sevdiğim” (Daniel 10:11) olarak hitap etmektedir. Bu kişilerin Tanrı tarafından bu şekilde övülmesinin ya da doğru ve dürüst olarak anılmasının nedeni İsa’ya inanmaları ne de kan yoluyla aklanmaları değildir! Tersine, Tanah’ın bu kişileri sadık ve doğru olarak olarak tanımlamasının nedeni Tanrı’ya adanmışlıkları ve Tanrı’nın buyruklarına uymalarıdır.

 

 

Yahudiye Kralı Hirodes zamanında, Aviya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun soyundan gelen karısının adı ise Elizabet’ti. Her ikisi de Tanrı’nın gözünde doğru kişilerdi, Rab’bin bütün buyruk ve kurallarına eksiksizce uyarlardı. (Luka 1:5-6)

 

O sırada Yeruşalim’de Şimon adında bir adam vardı. Doğru ve dindar biriydi. İsrail’in avutulmasını özlemle bekliyordu. Kutsal Ruh onun üzerindeydi. (Luka 2:25)

 

Yüksek Kurul üyelerinden Yusuf adında iyi ve doğru bir adam vardı. (Luka 23:50)

 

Ama ilke tanımayan kişilerin sefih yaşayışından azap duyan doğru adam Lut’u kurtardı. (2. Petrus 2:7)

 

Eğer, Adem ve Havva’nın işlediği günah nedeniyle tüm insanlar bozulmuş ve günahkârsa Luka ve Petrus neden bu kişileri doğru kişiler olarak tanımlamaktadır?

 

Mezmurlar 51:5 asli günah hakkında mıdır?

 

Nitekim suç içinde doğdum ben, günah içinde annem bana hamile kaldı. (Mezmurlar 51:5)

 

Bu ayete ilgisiz anlamlar yüklememek için, ayeti öncesi ve sonrası ile, bağlamı içerisinde okumak gerekmektedir. Bu ayet, bölümü okuduğunuzda gördüğünüz gibi, her bireyin yaşam biçimini değiştirmeye neden hazırlıklı olması gerektiği konusunda bir açıklama olarak yazılmıştır. Bu ayet ana olarak iki şekide anlaşılabilir: Bir ebeveyn kendi genetik yapısını çocuklarına geçirdiği gibi, manevi kişiliğini de çocuklarına geçirir. Bu nedenle, tüm insanlarda doğuştan gelen ve ebeveynlerinin kusurlarını taşıyan bir gen havuzu vardır. Yani, günaha eğilimli olarak yaratılmıştır.( Rabbi Şlomo Yitzhaki – Raşi)

 

İnsan, ruh ve beden olmak üzere iki ayrı yöne sahiptir. Her birinin, birbirine karşıt doğal eğilimleri vardır. Ruh, manevi uğraşılara ve onu Tanrı’ya daha yakın hale getirecek her şeye eğilim gösterir. Beden, tamamen fiziksel olduğu için yalnızca fiziksel arayışlara yönelik arzuları ve eğilimleri vardır. Beden, ruh gibi,manevi hedeflere yöneltilebilir ve böylece insanın her iki yönünü de tatmin edebilir. Bununla birlikte, fiziksel dürtüler insan gebe kalır kalmaz ortaya çıkarken, manevi dürtülere ait bilinçli farkındalık ancak daha sonra ortaya çıkar. Sonuç olarak, Kral Davut insanın günah işleme kapasitesine sahip olarak doğduğunu yazmaktadır. (Rabbi Meir Leibush, Malbim) Raşi’nin yapmış olduğu bir numaralı yorumu, Hristiyanlar Adem’den tüm insanlara manevi miras olarak aktarılan, günahlı olarak doğmamızı sağlayan asli günah olarak anlamak isterler. Bu tümüyle yanlıştır.

 

 

 

Tanrınız Aşem’in ardından yürüyün ve [yalnız] O’ndan çekinin, O’nun emirlerini gözetin ve O’nun Sözü’nü dinleyin, O’na ibadet edin ve O’na yapışın. (Yasa’nın Tekrarı 13:5)

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir