Tora Bilgisi

Yeremya 31:14, çocuk İsa’nın öldürülmek istenmesi hakkında mı?

Matta İncili, Yahudi Kutsal Kitabı’ndan sık sık alıntı yapar. Ancak kimi yaptığı alıntılarda, ayeti değiştirir, çarpıtır ya da ona bağlamından farklı bir anlam yükler.

Hirodes, yıldızbilimciler tarafından aldatıldığını anlayınca çok öfkelendi. Onlardan öğrendiği vakti göz önüne alarak Beytlehem ve bütün yöresinde bulunan iki ve iki yaşından küçük erkek çocukların hepsini öldürttü. Böylelikle Peygamber Yeremya aracılığıyla bildirilen şu söz yerine gelmiş oldu: “Rama’da bir ses duyuldu, Ağlayış ve acı feryat sesleri! Çocukları için ağlayan Rahel avutulmak istemiyor. Çünkü onlar yok artık!” (Matta 2:16-18)

Matta İncili, İsa’nın çocukken öldürülmek istendiğini, bunun da Yeremya Peygamber aracılığıyla önceden bildirildiğini iddia eder ve Yeremya 31:14’ü alıntılar.

Hristiyan çevirisi şu şekildedir:

RAB diyor ki, Rama’da bir ses duyuldu, ağlayış ve acı feryat sesleri! Çocukları için ağlayan Rahel avutulmak istemiyor. Çünkü onlar yok artık!” (Yeremya 31:14) (Hristiyan İncili’nde 31:15)

Öncelikle, Yeremya 31:14’te geçen Rama kelimesi kent olan Rama değildir. Yahudi Kutsal Kitabı’nda Rama isimli bir kent vardır. Fakat buradaki kelime ‘yüksek’ anlamında kullanılmıştır.

כֹּ֣ה׀ אָמַ֣ר יְהוָ֗ה קֹ֣ול בְּרָמָ֤ה נִשְׁמָע֙ נְהִי֙ בְּכִ֣י תַמְרוּרִ֔ים רָחֵ֖ל מְבַכָּ֣ה עַל־בָּנֶ֑יהָ מֵאֲנָ֛ה לְהִנָּחֵ֥ם עַל־בָּנֶ֖יהָ כִּ֥י אֵינֶֽנּוּ

kō ʾāmar yhwh qōwl bĕrāmâ nišmāʿ nĕhiy bĕkî tamrûrîm rāḥēl mĕbakkâ ʿal-bānêhā mēʾănâ lĕhinnāḥēm ʿal-bānêhā kî ʾênennû

Doğru çeviri şöyle olmalıdır:

RAB diyor ki, “Yüksekte bir ses duyuldu, ağlayış ve acı feryat sesleri! Çocukları için ağlayan Rahel avutulmak istemiyor. Çünkü onlar yok!”

rāmâ kelimesinin kullanıldığı başka bir ayet:

Kendine fuhuş yuvaları kurdun, bütün meydanlarda yüksek tapınma yerleri yaptın. (Hezekiel 16:24)

וַתִּבְנִי־לָ֖ךְ גֶּ֑ב וַתַּעֲשִׂי־לָ֥ךְ רָמָ֖ה בְּכָל־רְחֹֽוב

wattibnî-lāk geb wattaʿăśî-lāk rāmâ bĕkol-rĕḥōwb

Yahudi Kutsal Kitabı’nda bir ayeti anlamak için onun bağlamını göz önünde bulundurmak, öncesini ve sonrasını okumak zorundayız.

Yeremya 31, Mesih döneminde İsrail’in sürgünden, esaretten kurtuluşu ve vaadedilmiş topraklara dönüşü temasına sahiptir.

Rahel, katledilen çocukları için değil, hayattaki çocuklarının alınıp sürgüne gönderilmesinden dolayı ağlamaktadır.

Ayeti, öncesi ve sonrasıyla birlikte inceleyelim:

RAB’bin sözünü dinleyin, ey uluslar! Uzaktaki kıyılara duyurun: ‘İsrail’i dağıtan onu toplayacak, sürüsünü kollayan çoban gibi kollayacak onu’ deyin. Çünkü RAB Yakup’u kurtaracak, onu kendisinden güçlü olanın elinden özgür kılacak. Siyon’un yüksek tepelerine gelip sevinçle haykıracaklar. RAB’bin verdiği iyilikler karşısında – Tahıl, yeni şarap, zeytinyağı, davar ve sığır yavruları karşısında – yüzleri sevinçle parlayacak. Sulanmış bahçe gibi olacak, bir daha solmayacaklar. O zaman erden kızlar, genç yaşlı erkekler hep birlikte oynayıp sevinecek. Yaslarını coşkuya çevirecek, üzüntülerini avutup onları sevindireceğim. Kâhinleri bol yiyecekle doyuracağım, halkım iyiliklerimle doyacak” diyor RAB. RAB diyor ki, “Yüksekte bir ses duyuldu, ağlayış ve acı feryat sesleri! Çocukları için ağlayan Rahel avutulmak istemiyor. Çünkü onlar yok!” RAB diyor ki, “Sesini ağlamaktan, gözlerini yaş dökmekten alıkoy. Çünkü verdiğin emek ödüllendirilecek” diyor RAB. “Halkım düşman ülkesinden geri dönecek. Geleceğin için umut var” diyor RAB. “Çocukların yurtlarına dönecekler.” (Yeremya 31:10-17)

Metin çok açık. Tanrı ‘çocukları için ağlayan’ Rahel’e, ‘Sesini ağlamaktan, gözlerini yaş dökmekten alıkoy. Halkım düşman ülkesinden geri dönecek. Çocukların yurtlarına dönecekler.’ demektedir.

Yahudi Kutsal Kitabı’nda Yahudi halkının sürgünden dönüşünü anlatan diğer ayetlerden birkaçını okuyalım:

RAB diyor ki, ‘Yakup’un çadırlarını eski gönencine kavuşturacağım, konutlarına acıyacağım. Yeruşalim höyük üzerinde yeniden kurulacak, saray kendi yerinde duracak. Oralardan şükran ve sevinç sesleri duyulacak. Sayılarını çoğaltacağım, azalmayacaklar, onları onurlandıracağım, küçümsenmeyecekler. Çocukları eskisi gibi olacak, toplulukları önümde sağlam duracak; onlara baskı yapanların hepsini cezalandıracağım. (Yeremya 30:18-20)

O gün Rab, Asur’dan, Mısır, Patros, Kûş, Elam, Şinar, Hama ve deniz kıyılarından halkının sağ kalanlarını kurtarmak için ikinci kez elini uzatacak. Uluslar için sancak kaldıracak, sürgün İsrailliler’i toplayacak, dağılmış Yahudalılar’ı dünyanın dört bucağından bir araya getirecek. (Yeşaya 11:11-12)

Korkma, çünkü seninleyim, soyundan olanları doğudan getireceğim, sizleri de batıdan toplayacağım. Kuzeye, ‘Ver’, güneye, ‘Alıkoyma; oğullarımı uzaktan, kızlarımı dünyanın dört bucağından getir’ diyeceğim. (Yeşaya 43:5-6)

Kızgınlıkla, gazapla, büyük öfkeyle onları sürdüğüm ülkelerden hepsini toplayacağım. Onları buraya geri getirip güvenlik içinde yaşamalarını sağlayacağım. (Yeremya 32:37)

Matta, söz konusu ayeti bağlamından kopartarak, ayetin İsa ile ilişkili olduğunu ve İsa döneminde gerçekleştiğini iddia etmektedir.

Ünlü tarihçi Flavius Josephus (MS 37-100), Hirodes’in kendi karısını ve çocuklarını öldürtmesi dahil saçtığı tüm dehşeti ayrıntılarıyla anlatmış fakat çocukların öldürülmesiyle ilgili herhangi bir emir verdiğinden ya da böyle bir katliam yaptığından hiç söz etmemiştir.

Ayrıca Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri de bundan hiç söz etmez. Matta, muhtemelen İsa’yı  Musa’ya benzetme çabasını girişmiş ve sonuç olarak bu hikayeyi kurgulamıştır. Çünkü Mısır’da Firavun erkek çocukların öldürülmesi emrini vermiş, Musa da bebekken öldürülmek istenmiş fakat kurtulmuştur:

Mısır kralı, birinin ismi Şifra, diğerininki Pua olan İbrani [baş] ebelere konuştu. İbrani kadınların doğurmalarına yardımcı olduğunuz zaman, doğum sandalyesine bakın. [Bebek] Erkekse onu öldürün; ve eğer kızsa, yaşasın.” (Mısır’dan Çıkış 1:15-16)

Firavun tüm halkına emir vererek [şöyle] dedi: “Doğan her erkeği Nil’e atın; fakat tüm kızları yaşatın”. (Mısır’dan Çıkış 1:22)

Levi ailesinden bir adam gitti ve Levi’nin kızıyla evlendi. Kadın hamile kalıp bir oğul doğurdu. Oğlanın olağandışı olduğunu fark etti ve onu üç ay boyunca gizledi. Onu daha fazla gizleyemeyince, onun için hasır bir sepet alarak asfalt ve ziftle sıvadı. Çocuğu [sepetin] içine koydu ve sepeti Nil’in kıyısındaki sazlığa yerleştirdi. [Çocuğun] Ablası, ona ne olacağını görmek için uzakta konuşlandı. Prenses nehirde yıkanmaya inmişti ve [kadın] hizmetkarları Nil’in kenarında yürüyorlardı. [Prenses] Sazların arasında sepeti gördü ve bir cariyesini göndererek onu aldı. [Sepeti] Açınca çocuğu gördü. Oğlan birden ağlamaya başlayınca ona karşı şefkati uyandı. “Bu çocuk ıbraniler’den” dedi. [Çocuğun] Ablası, prensese “Gidip, İbrani kadınlar arasından, çocuğu sizin adınıza emzirecek bir sütanne çağırayım mı?” dedi. “Git” dedi prenses ona. Genç kız gitti ve çocuğun annesini çağırdı. Prenses [çocuğun annesine] “Bu çocuğu götür ve benim adıma emzir” dedi. “Sana ücretini ödeyeceğim”. Böylece kadın çocuğu alıp emzirdi. Çocuk biraz büyüdükten sonra [annesi] onu prensese getirdi. [Prenses] Onu evlat edindi ve “Çünkü onu sudan çıkardım” diyerek ismini Musa koydu. (Mısır’dan Çıkış 2:4-10)

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir